"Kaybettiğini görüyorum, Ervin," dedi.
Gözlerimi kırpıp bir süre bekledim. Tükenmiştim ama yine de cevap verdim.
"Gördüğün şey, hayatta olduğum, kardeşim."
"Sana ne zaman âşık olduğumu hatırlamıyorum. Geçmişe dönüp baktığımda her an buna uygun görünüyor. Havaalanında elime çantanı tutuşturduğun andan, bana seni kovmamı söylediğin ana kadar... O zamanlar âşık değilsem bile, geçmişi düşündükçe o anlara dönüp sana tekrar tekrar âşık oluyorum. Kendimi senden uzak tutamıyorum."
Hayat kötü müydü? Evet. Adaletsizdi de. Hüzün? Var. Acı? Hiç gitmeyecekti. Ama şu da bir gerçekti, iyi şeyler insanı güçlendirmezdi, bizi o nefret ettiğimiz şeyler güçlendirecekti.
"Zehirle değil, panzehirle yıkılıyorsan bu senin de zehir olduğun anlamına gelir,"
"Ama bunu zaten biliyordum,"
"Sanırım beni de zehirlemeye başladın."