"Garip bir dünyada yaşıyoruz. İyinin ne demek olduğunu hiçbirimiz bilmiyoruz. Ama iyilik adına kötü olabilmek de bir erdemdir. Hiçbir kahraman masum değildir."
Demek ki acı insana zamandan ve sayılardan daha çok olgunluk verirdi. Acı tecrübe demekti. Kızın gözlerinden belliydi. Gözler ruha açılan pencerelerdi ve bu kızın ruhu yaşına rağmen bir yangın yeriydi. Kayıpları vardı, çok fazla kayıp vardı ve kız kaybedebileceği son şeyle birlikte karşımdaydı. O şey hayatıydı.
Hayat bir şekilde yaşanıp gidiyordu. Boş bir sayfada bir noktadan ibaret olabilirdik. Düz bir çizgi, bir eğim,yalnızca bir karalama ya da bir resim. Uzun zamandır düz bir çizgiden ibarettim. Artık bir resme dönüşmek istiyordum.
Yağız'ın sarılmasıyla yepyeni bir güç beni kuşattı. Canavarlar keskin pençelerini üzerimden çektiler. Sarılmanın verdiği cesaret, etrafa savrulan kırıklarımı sert bir rüzgarla süpürdü. Dünyam küçüldü, küçüldü, küçüldü... Her şeyi, herkesi unuttum. Geriye sadece Yağız kaldı. Yağız'ın beni saran kolları kaldı. Kulağıma fısıldadığı sözler kaldı. Burnuma dolan kokusu, kalbime dokunan kucaklayışı kaldı. Yalnız değildim.