Proje 2417

·
Okunma
·
Beğeni
·
383
Gösterim
Adı:
Proje 2417
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
457
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051734262
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Proje 2417
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
GEÇMİŞİ BUGÜNDEN AYIRAN TEK ŞEY, İYİ BİR GELECEK İHTİMALİYDİ.

İstanbul'da yaşayan herkes için Ölümsüzlük Deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. Sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. Bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. Bu duyduğum en sahte vaatti ve asla gerçekleşmedi. Ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirdi.

Yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. Tarih sayfalarına göre
hikâyem böyle bitti.
Gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün
bu hikâyenin başladığı yerdi.
Bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı
o gün başlattım.
Yok ettiklerini sandıkları tüm insanları
o gün kurtardım.
O gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
Bugün o sistemi devirecek olan düşmanım.
Bu kitap bize Atalarımızın yaptığı şeyleri günümüzden 400 yıl sonra bile tekrar nasıl yaptığımızı anlatan bir eser. Bize asla köle gözüyle bakamazsiniz dedirten , İnsanı en zor anda bile pes etmemeye sevk eden bir kitap. Hera ve Ervin çıkmazında olan bir Ruh ve Köleliğe karşı olan mükemmel mücadelesi. Her şeyi göze alacak olan Türk milletinin her zaman nasıl ayakta durduğunu rahatlıkla göz önüne seren ve beni çok etkileyen bir kitap.
Kitapla ilgili ne söylesem diye çok düşündüm ama bir türlü işin içinden çıkamadım. Hem söylemek istediğim çok şey varmış gibi hem yokmuş gibi. Distopya benim en zevk alarak okuduğum türlerden biridir. Niye bilmiyorum ama liseden beri bu konuyu kafamda evirip çeviririm. Beni bir hayli düşündürür. İhtimaller o kadar geniş ki etkilenmemek elde değil.
Proje'nin diğerlerinden farkı, benim de ön yargım sebebiyle kitaba dair en büyük korkum şuydu: Olay Türkiye'de geçiyor, karakterler Türk ve ben buna hiç alışkın değilim.

Tüm korkuma ve ön yargıma rağmen bunları yenerek kitabı okumaya başladım ve boş yere ön yargı yaptığımı gördüm. Proje 2417, insanların en büyük korkusu ve kaçınılmaz sonu olan ölüm ve belki de en büyük arzusu olan ölümsüzlük teması etrafında şekillenen bir distopya. Bilimin ve teknolojinin geliştiği, insanların tükenen kaynaklar sebebiyle açgözlülüğün sınırlarına ulaştığı, bilim ve teknolojinin gelişmesi ile güçlenen insanın bu güç etrafında acımasızlaştığı bir yıl 2300ler. Bulunan bir madene/maddeye Şeytanın Gözyaşı ismi veriliyor ve bu madde etrafında süren çalışmalar ve insanlar üzerinde yapılan deneylerle tıbbi şartlar iyileştirirken ölümsüzlük aranıyor. Tüm gelişmelerin ve bilgilerin etrafında bile insanın ilkelliğini ve caniliğini koruyan yanına hitabeden deneyler yapılıyor ve nihayet ölümsüzlük bulunuyor.

Ervin Altan, bu sistemin içinde yetişmiş, kast sisteminin zirvesinde doğmuş ve tüm bunların dehşetini iliklerine kadar hisseden bir karakter. Temelleri kanla atılmış bu ülkenin önemli bir pilotu, savaşçısı olarak yaşıyor. Aynı zamanda devrim amaçlayan köklü bir Proje'ye hizmet ediyor.

Öncelikle şunu söylemeliyim ki kitapla ilgili en sevdiğim şey kesinlikle kurguydu. Yazar neredeyse tüm detayları düşünmüş ve kusursuzca kitabın içine yerleştirmiş. Özellikle de psikolojik detayları başarıyla işlemiş. Ervin çoklu kişilik bozukluğu olan, kibirli ve soğukkanlı bir karakter. Hastalığını, aldığı acımasız eğitimler sonucu bir avantaj haline getirmiş durumda. Bunu mükemmel bir şekilde yapamıyor çünkü bir yere kadar insan zihnini kontrol edebilir diye düşünüyorum ve yazarın bunu açıkça veriyor oluşu zaten onun hastalıklı düşünce yapısını anlamayı kolaylaştırıyor. Kitabın esas karakteri bir kahraman değil, mükemmel değil ve bunun farkında olamayacak kadar kör çünkü zaten mental olarak sağlıklı değil. Açıkçası bu benim için kitabı değerli kılıyor. Bunun yanında Proje'nin basit bir plan olmaktan ziyade on yıllarca planlanmış ve en uygun zaman düşünülerek hazırlanmış olması etkileyici bulduğum diğer bir detay. Genelde distopya kategorisi altında okuduğum güncel romanlarda en büyük sıkıntılar olarak gördüğüm şeylerden bazılarının Proje'de olmaması beni hem mutlu etti hem de Türk bir yazar elinden çıkması gururlandırdı diyebilirim.

Kitapla ilgili sevmediğim şeyler yok muydu? Olmaz mı? Yani elbette hiçbir şey mükemmel değil ama bariz bir şekilde gözüme batan detayları da görmezden gelmem mümkün olmuyor okurken. İlk olarak kitabın kahraman anlatıcıyla yazılmış olması benim için büyük bir hayal kırıklığı oldu. Konu çok ağır, çok detaylı ve etkileyiciyken böyle hasta bir zihnin eline bırakmak doğru hamle miydi? Belki okuyan kişilere göre değişir, bilemiyorum ama ilahi bakış açısıyla yazıldığında daha başarılı olacağını düşünüyorum. Bunun yanında birkaç teknolojik, tıbbi detay ve silahlar üzerine ayrıntı dışında kitabın geçtiği zamanlar, sosyal ve kültürel detaylar epeyce yavan kalmış durumda. Ana dilimizi ele alırsak hiçbir değişiklik olmadan bugünkü haliyle kullanılması, hele de insanlar böyle özenti ve yozlaşmış bir hayat yaşarken benim için ütopik bir detay oldu ne yazık ki. İnsanları inceleyip düşündüğümüzde şu andan farklı bir zamanda yaşıyormuş izlenimi oluşturacak hiçbir detay bulabilmiş değilim. Bu konunun da biraz genişletilmesi gerektiğini hissettim okurken.

Karakterlere gelirsek... Ne yazık ki ben Ervin'i pek sevmiş değilim. Saygı duyduğum çok fazla hareketi ve düşüncesi olmakla birlikte katlanması zor bir karakter. Sürekli öğüt verip durması, bazen bana epeyce göz devirtti. Kibirli yanı, bencilliği ve robotik bakış açısı insanın onu sevmesini güçleştiriyor. Ayrıca neden bu denli efsane olarak görüldüğünü de bir türlü anlayamadım gitti. Yani ya insanlar öyle cahil ki Ervin onlara efsane geliyor ya da bende bir sorun var diye düşünüyorum. İnsanlardan kastım kitabın içindekiler bu arada. Yani kadın savaş pilotu ve bir savaş uçağı kullanıyor, asker ve birkaç dövüş tekniği biliyor, normal zekaya sahip bir birey ve beynini kullanıyor. Bu detaylar içindeki efsaneyi göremiyorum. Benim için esas karakter olmasını sağlayabilecek tek detay Proje için gösterdiği cesaret ve kararlılık örneği, eh onu da üç beş kişi dışında kimse bilmiyor. Yani yine geliyorum kitabın içindeki insanlar bu kızı nasıl bir efsane haline getirdi sorusuna. Matrixgillerden Neo Bey gibi bir efsane izlenimi oluşmasının ardından efsanevi hiçbir şey görememek sanırım benim problemim. Bilemiyorum, bu konuda kafam bir hayli karışık.

Kuzey hakkında söyleyecek bir sözüm yok fakat Araf deyince yüzümde bir tebessüm oluştuğunu söyleyebiliriz. Yazarımız ne yazık ki kitapta hiçbir aşk ve dostluk bağına yer vermemiş benim özellikle yakıştırdığım insanlar arasında ama bu genel okur beklentisi olması dışında bir sorun teşkil etmiyor. Araf ise gerçekten merak ettiğim, ikinci kitapta detaylı bir şekilde okumayı umduğum tek Proje karakteri olabilir. Sessiz bir asaleti var adamın, esas kimliğini öğrenmek için sabırsızlanıyorum.

Toparlamam gerekirse Proje'yi bir hayli sevdim. Distopya sevenlere kesinlikle tavsiye ediyorum ve devamını merakla bekliyorum. Sevgiler, saygılar.
Bilim kurgu ve distopya severler toplaşın :) Çok sevdiğim ve gönül rahatlığıyla önerebileceğim bir kitap okudum. Öncelikle biraz konusundan bahsedelim.

2100'lü yıllarda dünya nüfusunu büyük oranda yok eden felaketlere sebep olacak bir madde keşfedildi; Şeytanın Gözyaşı. Büyük yıkımın ardından Türk ve Çinli bilim insanları bu maddeyi tamamen kontrol altına alıp kendi lehlerine kullanmayı başardılar. İlk etapta yaşlanma belirli bir yaşa kadar durduruldu, daha sonra da Ölümsüzlük Deneyleri başladı. Deneyler için zenginler parasını, fakirler ise canını sunmak zorunda kaldı. Ölümsüzlüğü elde etmek için öldürülen masumların haddi hesabı yoktu.

Yıl 2302. Hera lakabıyla anılan Ervin Altan, Hava Kuvvetlerinde askeri pilot. Görünürde Ölümsüzlük Deneyleri'nin büyük destekçisi fakat hakikatte bu caniliği durdurmak için çalışan Proje adındaki gizli bir örgütün üyesi. Sistem, ölümsüzlüğün formülü bulunduğunda kaynak yetersizliğini bahane ederek tüm fakir halk için ölüm emri verecek. Ve bu katliam planını durdurmak isteyen Proje, başarılı bir asker olan Ervin Altan'ı kendisine en çok ihtiyaç duyulan zamanda uyandırılmak üzere cryonics yöntemiyle donduruyor. O zaman geldiğinde Hera, ölümsüzlere karşı başlatılacak olan isyan hareketine liderlik edecek.

Her şeyden önce kurguyu çok beğendim. Ortada büyük bir emek var, bu belli oluyor. Yazılan hiçbir cümlenin altı boş değil. Bu gibi kurgularda mantık hatasına yer yok, bunun için de büyük uğraş gerekir. Ve yazar hakkıyla bunun üstesinden gelmiş. Ayrıca böyle özenli bir kurguyu bir Türk yazardan okumak gurur verici. Malum, bizden bilim kurgu ve distopya türünde çıkan eser yok denecek kadar az. Hatta bu türde bir kitap yazma riskini göze almak bile büyük cesaret. Kaldı ki kitap popüler pek çok seriye taş çıkartacak kadar güzel. Okurken hiç sıkmıyor, yazarın akıcı bir dili var. Karakter tahlilleri, betimlemeler, diyaloglar ve duyguların okura geçmesi.. Her şeyiyle çok sevdim. Daha önce Ervin kadar güçlü, dayanıklı, kendinden emin bir kız karakter okuduğumu hatırlamıyorum. Çok iyiydi. Ayrıca Kuzey, Araf, Ayda, Ender, Erva her karakteri okumak ayrı zevkliydi.
Yer yer sevindim, üzüldüm, aşırı heyecanlandım hatta son 30 küsur sayfayı heyecandan zar zor okudum. Proje, bildiğim kadarıyla üçleme olacak bir seri. İlk olarak wattpadde yayınlanmış. Ben pek wattpad okuyor değilim ama bu, o namını duyduğumuz saçma hikayelerden değil. Ve sırf arada çıkan böyle güzel hikayeler yüzünden wattpadi kökten lanetlememeliyiz bence.. Velhasıl okumalısınız diyorum. Mükemmeldi! Devamını merakla bekliyorum !
Eveet kitabı okudum ve sıra geldi değerlendirmeye. Öncelikle bu kitap benim için önemliydi, neden ? Çünkü ilk defa yazarı Türk bir Bilim-Kurgu kitabı okudum. Başlangıçta tabiki şüphelerim vardı fakat kitabı önyargısız okudum. Peki kitap olmuş mu ? OLMUŞ arkadaşlar. Bunu değerlendirirken kriterleriniz dünyaca ünlü bilim-kurgu kitapları olmasın. Ne Bizim edebiyatımız yıllardır Bilim-Kurgu üreten bir edebiyat. Ne bizim okuyucularımız avrupa kadar Bilim-Kurguya düşkün okur. Şartlar böyle olunca, çıkan eserlerimizde bu orantıda kaliteli oluyor. Malesef bu alanda henüz yeterince profesyonelleşmiş değiliz. Ama ülke olarak son yıllarda Bilim-Kurgu ve Fantastik romanlara olan ilgimiz giderek artıyor. Bu durumda bizimde böyle yazarı genç arkadaşlara sahip çıkmamız gerekiyor. Kötü eleştiri yaparak, Türkiyede yeni yeni filizlenen, ilgi görmeye başlayan bir edebiyatın kafasına çekiçle vurmak hiçbir işe yaramaz. Destekli eleştiri ve hakkaniyetli eleştiri yapılması yeterlidir zaten.

Dediğim gibi ben kitabı okudum beğendim. Devam kitaplarıda çıkarsa kesinlikle okuyacağım. Kitabın eksikleri var bunun sebebi profesyonel olamayışımız. Başka bir açıklama bulamıyorum. Kurgu güzel, anlatım güzel, akışta belki biraz eleştiri yapılabilir ama olsun. Okuyun okutturun, bu edebiyatı destekleyelim arkadaşlar...
Ana karakterimiz kişilik bölünmeleri yaşayan bir asker. Bunu kendi lehine kullanmayı çok iyi biliyor. Kazanmak için ona lazım olan neyse onu kullanıyor Ervin Hera ve Serra okurken hep içimden serranın duygusal anlamda sorun çıkarmasını bekleyen bir tarafım vardı. Ve bir de başkanın oğlu kuzey var. Ondan da sürekli iyilik bekliyor insan elinde olmadan ama eğer o tipik pamuk gibi kalbi olan kötü karakter olsaydı kitap diğer Wattpad hikayelerine benzerdi o yüzden mutlu son göreceğimi düşünmüyorum.

Projeyi Wattpad de çıktığı ilk günlerde okumaya başladım. Ama bu kitabın bir wattpad hikayesi olduğunu vurgulamak ona haksızlık olur. Kitabı tekrar okuduğumda ilk seferki kadar etkilendim Wattpad hali bana daha uzun gelmişti belki çıkarmalar olmuştur yada parça parça okuduğum için öyle hissettirdi.

Son olarak kitabın yazarına çok büyük saygım var gözümü kapattığımda hayal ettiğim hikayeyi yazmış.
..."Sürekli güçten bahsedenler, ona en çok ihtiyaç duyan kişilerdir." Diye mırıldandım....
Güven kendine karşı kullanılması için birine verebileceğin en tehlikeli silahtı ve kim olursa olsun bir gün mutlaka onu sana karşı kullanırdı.
Varlık mı insanları yozlaştıran? Belki de hepsi yok olmalı. Tüm o abartı teknolojileri, zenginlikleri...
Sinem Ataklı
Sayfa 208 - Epsilon yayınları
Nefes aldığın sürece her zaman umut vardır, çıkmazlara dalmak ya da onu ışığın altında bulamamak seni yanıltmasın. Umut bazen gizlenir ve genellikle gizli olanlar en güçlüleridir.
Sinem Ataklı
Sayfa 82 - Epsilon yayınları
Acıyı çeken taraf olmanıza gerek yok. Onu hisseden taraflardan biriysek savaşacak nedene sahibiz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Proje 2417
Baskı tarihi:
Mayıs 2018
Sayfa sayısı:
457
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051734262
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Proje 2417
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
GEÇMİŞİ BUGÜNDEN AYIRAN TEK ŞEY, İYİ BİR GELECEK İHTİMALİYDİ.

İstanbul'da yaşayan herkes için Ölümsüzlük Deneyleri'ni desteklemek mecburiydi ve sonuç başarılı olduğunda getirileri herkesi etkileyecekti. Sistem, deneylere katkı olarak zenginlerden para talep etmişti, fakirlerin sunabileceği tek şey hayatlarından ibaretti. Bu küçük fedakârlıklar ölümü tamamen bitirecek, gelecek nesillere sonsuz yaşam verecekti. Bu duyduğum en sahte vaatti ve asla gerçekleşmedi. Ölümsüzlük bu dünyaya yalnızca ölüm getirdi.

Yüz yıl önce ölmüş olmalıydım. Tarih sayfalarına göre
hikâyem böyle bitti.
Gerçek ise tam tersi; kayıplara karıştığım gün
bu hikâyenin başladığı yerdi.
Bugün bitirdiklerini sandıkları savaşı
o gün başlattım.
Yok ettiklerini sandıkları tüm insanları
o gün kurtardım.
O gün, sistemi yükseltecek olan askerdim.
Bugün o sistemi devirecek olan düşmanım.

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Buse Aktaş
  • Furkan Eyüboğlu
  • Elif
  • Marali
  • Fatih Nakışlı
  • Corpus.
  • Şafak
  • Fatıma Ebrar Nas
  • Yusuf Öger

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%55.6 (5)
9
%22.2 (2)
8
%22.2 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0