berrin

Puan vermedi·170 syf.··
2026 2. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 17:58
Seyahat sırasında kolay okunur, akıp gider diye tercih ettiğim bu kitap, beni boğdu boğdu duvara attı maalesef. Elbette çevirinin de etkisi olduğunu düşünüyorum, günlük hayatta kullanılmayan, öztürkçe olsun diye uydurulmuş birkaç kelimenin tercih edilmesi, konu itibariyle anlaşılması kolay olmayan kitabı iyice zorlaştırmış. İçerik olarak da alışıldık otobiyografi tarzından oldukça farklı olduğunu söylemek gerek. Hatta kitabı ara sıra otobiyografik ögeler de barındıran köşe yazılarından oluşmuş bir eser olarak tanımlamak daha doğru olur. Anlatılanları hakkıyla anlayabilmek için İrlanda tarihi, Hristiyanlık, mezhepler, Marksizm, edebiyat tarihi gibi pek çok konu hakkında ciddi bilgi birikimine sahip olmak gerektiği için, yazarın zekasını yeterince takdir edemeyeceğim. Fakat üstünkörü bir okumayla bile Eagleton’ın kendine has alaycı üslubunun farkına varılacaktır. Kitap aynı zamanda ciddi bir Hristiyanlık ve aristokrasi eleştirisi de içeriyor, Müslüman bir toplumda yetiştiğim için bunların ne kadarını anlayabildiğimden emin değilim, bir şeyleri “sezebildiğimi” iddia edebilirim ancak. Okumaya devam ettikçe üsluba alıştım ve keyif almaya başladım, ama dediğim gibi, birikimi benden sağlam olan biri için kitap daha büyük bir anlam ifade edecektir. Yazar bende genel olarak olumlu bir izlenim bıraktı. Başka bir kitabını daha okumaya karşı değilim. Belki biraz cesaret gerekebilir, o kadar.
Kapı BekçisiTerry Eagleton · Bilge Kültür Sanat · 200212 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Oktay Akbal ve Önce Ekmekler Bozuldu
Puan vermedi·416 syf.··
2025 19. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2025 08:21
Aşk düşkünü, çapkın bir gencin gözünden cumhuriyetin ilk yıllarını okumak kim istemez? Nedense bu kitap bende acayip bir yazma isteği uyandırdı. Yalnızca onunla ilgili bir inceleme yazmaktan bahsetmiyorum, aynı kitaptaki öyküler gibi kendi küçük anılarımdan, hayal kırıklıklarımdan söz etme isteği. Yazarın deyişiyle, bembeyaz kağıtları kirletip durmak. Sosyal medyada tanımadığım birinin çok beğendiğini görünce merak edip almıştım Önce Ekmekler Bozuldu'yu. Sonra da kitap kulübümüzün okumalarından biri oldu. Daha önce hiç Oktay Akbal okumamıştım, dilini, düşünce yapısını sevdim. 1923 yılında doğmuş olmanın, ilginç ve epey zor bir dönemde çocukluk yaşamanın izi var her bir hikayesinde. Eski zaman konaklarından birinde büyüyor ve o dönemlere ilişkin çok tatlı anılar sunuyor bize. Sokakta, kızların peşinde, sinemalarda geçiriyor vaktini, bizi de bu anlara tanık ediyor. Ben özellikle bu tarz hikayelerini sevdim. Bir eski zaman İstanbul'u portresi sunuyor ki tadı damağımda kaldı. Hem yaz sıcağında fazla kafa yormadan, tatlı tatlı okumak için de birebir. Fakat kitap içeriği sadece bununla sınırlı değil. Zamanında ayrı ayrı basılmış beş farklı hikaye kitabının bir araya getirilmiş hali olduğu için epey hacimli bir kitap. Şahsen ben arka arkaya bu kadar çok hikaye okumayı sevmiyorum, Önce Ekmekler Bozuldu'nun bu baskısı da bana fazla geldi. Beş tane değil de mesela üç tane kitap birleştirilmiş olsaydı daha tadında bir okuma olabilirdi, bu haliyle insanı sıkabiliyor. Ayrıca özellikle sonlara doğru, mesela son iki hikaye kitabında diyebilirim, yazarın hayata bakışının da değiştiğinin, daha umutsuz daha depresif olduğunun farkına vardım. Ömrünün boşa geçtiğinden, bütün bu anıların artık anlamsız olduğundan, çocukluğunun geçtiği bu evlerin, mahallelerin artık yok olduğundan,
Edebiyat
Önce Ekmekler BozulduOktay Akbal · Doğan Kitap · 2019248 okunma