Sahip olduğumuz şeyler, boynumuza astığımız kolye, duvara astığınız diploma, ne kadar pahalı olursa olsun bindiğimiz otomobil, giydiğimiz en markalı kıyafetler, ister küçük, ahşap nohut oda bakla sofa bir kulübecik olsun isterse yüzlerce odası olan bir saray olsun oturduğumuz evler, kredi kartımızın limitini, kartvizitimizde yazan ünvanlar... Hiçbiri "ben kimim?" sorusunun aklımızda ve kalbimizde cevap bekleyen yerini doldurabilecek kadar büyük değildir.
Çünkü bizi birer BEN yapan onlar değildir.
...İşte, üzerinde yıldızları görebilen gözler, çiçek açmış ıhlamur ağaçlarını koklaya bilen bir burun, nar bülbüllerinin şarkılarını işitebilen bir çift kulak, içinde kirli havadan kelimeler yaratılan bir ağız, frambuazlı pastanın tadını çıkarabileceğin bir dil inci gibi dişler bulunan bir yüze, üstelik kimselerin yüzüne benzemeyen, sadece sana özel bir yüze sahip olmak da, tıpkı bunun gibidir...
Aynaya baktığında gördüğün bu yüz, herkeste olduğu halde kimselere benzemeyen bambaşka birine, sana ait özel yüzdür...
Hepimiz bir başkasıyız evlat. Hem de dünyanın geri kalanından, yaşamış, yaşayan ve gelecekte yaşayacak, bu yer kabuğu üzerinde ama iyi ama kötü bir iz bırakmış, herkesten başka. İşte tam da bu yüzden, geceler boyu hayalini kurduğun o şeye zaten doğuştan sahipsin. Sen zaten bir başkasısın ve bir başkası olmaya çalışmamalısın, kendin olmaya çalışmalısın.
Bu yıldızların altında senden bir tane daha yok çaylak. Sen, sen olasın, sen olarak iyi olasın diye sen olarak yaratıldın!
Kimse senin gözlerinle gün doğumunu seyredemez, bunu sadece sen yapabilirsin. Dünya yaratılalı beri gün batımını hiç kimsenin seyretmediği bir gözle seyredebilecek birisi varsa, o da sensin.
Kimse senin aklından geçirdiğin şeyleri, senin aklından geçirdiğin gibi geçiremez.
Kimse senin kalbin gibi sevemez.
Kimse senin hayal ettiğin gibi hayal edemez.
Sen bu kainatta sen olarak değerlisin çaylak!
Ve sen olarak bir başkasının asla dolduramayacağı bir yerin var!
Senden başka biri olman beklenseydi başka biri olarak yaratılırdın.
Ve eğer başka bir olmak istiyorsan, çok özel ve başka biri.. O zaman kendin ol!
Eğer şu yıldızların altında, daha verilen değeri bilmez ve olman gereken yeri bulamazsan, kimsenin seni ensenden tutup sürükleye sürükleye Prokrustes'in paslı karyolasına yatırmasına gerek kalmaz. Çünkü o yatağa güle oynaya zaten kendin yatarsın. Hatta kendi kolunu bacağını kesip uzatma işini de bizzat kendi ellerinle seve seve yaparsın. Ve eğer etrafında hâlâ daha sana ne halt ettiğini soracak kadar akıllı birileri kaldıysa, onlara "neden şaşırıyorsunuz? Herkes böyle yapıyor, çünkü bu bir MODA!" diye cevap verirsin.