mum, mumun eriyip elime damlaması; elimde donup elimi sıkıca kaplaması, ateşin minik figürlerle dansı, siyah kediler, lalenin henüz kapalı taç yaprakları, lalenin uzun, yemyeşil, zarif çanak yaprakları, sıradan herhangi bir nesnenin camdan, şeffaf versiyonu, okuduğum bir kitapta/izlediğim bir filmde veya dizide/dinlediğim şarkıda çok değerli, hayran olduğum sanatçının ifade edemediklerimi deşifre edip bir hissi, duyguyu kelimelere tercüme etmesi, her sanat eserinin tıpkı her canlının olduğu gibi biricik, özgün oluşu, içinde koca bir dünya barındırması, sanatın baş döndürücü kusursuzluğu, şarkı söyleyen birinin, dans eden birinin yüz kaslarına duygunun yansıması, keman çalarken istediğim notayı çaldığımda çıkan tertemiz ses, birdenbire tüm melodinin oturması ve müziğin içime işlemesi, beni dünyadan alıp beynime hapsetmesi, adeta kalbimin sinoatriyal düğümünün kontrolünü ele alması, doğanın insan eli değmediğinde sergilediği büyüleyici manzaralar, doğanın ferahlatıcı kokusu, kar'ın masum beyazlığı, yağmurun tenime ilk temas ettiği saniyenin küçük bir parçasında beni yakması, suyun buza dönüşünü izlemek, insanın kendini ifade etmeye çalışması, çalışırken kelimeleri seçmede gösterdiği tereddüt, birinin nazik olmaya çalışması, birinin bana sarılmak istemesi, birini gerçekten güldürebilmek, mutlu etmek, rastgele toplanmış saçların çabasız ve anlık güzelliği, birinin kendini geliştirmek amacıyla verdiği emek, bu emeğin karşılığını aldığında hissettiği, kelime karşılığı olmayan duygu, zekanın etkileyiciliği, içimde birdenbire şefkat duygusunun filizlendiği an, bir bebeğin kendinden habersiz küçük hareketleri, bir saniye hareketsiz duramaması, çıkardığı rastgele sesler, benzersiz kokusu, bir insanın derdini anlayabilmek, dilini çözebilmek, onu anlamak, sevmek, ona dokunmak