Fırtınada dayandığım sağlam bir ağacın gövdesi gibiydi o; sallanıyor, çırpınıyordum. Sonunda ben de bir insandım... ama fırtına alıp götüremiyordu beni.
Gerçeği sevdim... Nerede o? Her yerde, en erdemlilerde ve en büyüklerde bile ikiyüzlülük ya da en azından şarlatanlıkla karşılaşıyorum; tiksinti belirten bir ifade belirdi dudaklarında... Hayır, insan insana güvenemez.
Sayfa 509 - Julien idam sehpasına giderken·Kitabı okudu
Bir İngiliz seyyahı, bir kaplanla yan yana geçirdiği günleri anlatır; onu yetiştirmiş, okşarmış da, ama masasının üstünde her zaman dolu bir tabanca bulundururmuş.
Yemek kötü, konuşmalar usandırıcıydı. Kötü bir kitabın "içindekiler" kısmına benziyor, diye düşündü Julien. İnsan düşüncesine ilişkin en önemli bütün konulara böbürlenerek el atıyorlar. Ama bu sözleri üç dakika dinleyen, konuşmacını tumturaklı dilinin mi, yoksa korkunç bilgisizliğinin mi baskın çıktığını kendi kendine sormak zorunda kalıyor.
Sayfa 502 - Memurlarla staj yaparken hislerim·Kitabı okudu