"Mü'min" aynı zamanda "inanıp tasdik eden, doğrulayan" anlamlarına gelir. Bu yönüyle bizzat Rabbimiz tarafından kendi kitabında Allah'a ve elçilerine inananlara isim olarak verilmiş ve insan Rabbinin isimlerinden biriyle vasıflandırılarak onurlandırılmıştır.
Bu yolla âdeta Rabbimiz bizde görmek istediği ahlakı bizim için isim yaparak telkin etmekte; müminlerden taşıdıkları bu sıfatın zorunlu sonucu olarak sözüne, vaadine, ahlakına güvenilir; çevresinde itimat uyandıran biri olmalarını beklemektedir.
"Müslüman" kelimesi de "Selâm" ismiyle aynı kökten gelir ve hem kötülüklerden uzak durup Allah'a teslimiyeti hem de bunun neticesi olarak selamete ulaşmış olmayı ifade eder. Böyle-
ce Allah'ın "Selâm" isminin tecelli ettiği Müslüman, Efendimizin tanımlamasıyla "elinden ve dilinden insanların selamette olduğu (hiç kimseye, hiçbir yolla zarar vermeyen)" kimsedir.
Sözlükte "her türlü bedenî ve ruhi hastalıklardan, eksiklik ve kusurdan uzak; selamette, barış ve esenlik içinde olma" anlamında kullanılır. Allah'a (cc) nispet edildiğinde "akla gelebilecek bütün eksikliklerden münezzeh olan; yaratılmışlar gibi hâlden hâle girip değişmeyen, bir gün gelip yok olma ihtimali olmayan aksine bütün kapsamıyla selametin kaynağı olup dünya
ve ahirette esenlik veren" şeklinde açıklanır.
Mastar kalıbındaki bu kelimenin Allah Teâlâ'ya isim olması "tam anlamıyla selamet içinde olmak ve selamet vermek" denince Allah'ın akla geleceğini; O'ndan başkasının bu güce sahip olmadığını; insan hayatının en büyük erekleri olan huzurun; barış ve kurtuluşun eşsiz ve sınırsız kaynağının sadece O olduğunu gösterir.