“Biz insanlar, hepimiz, psikozun kapısında, kuyrukta bekleyen adaylarız. Hiç farkında olmadan meşguliyetle tedavi ederiz kendimizi. Muhsin Bey çiçekleriyle konuşurdu, Sezen Aksu şarkı yazar, Tarlabaşı'nda bir kadın, bir ömür çamaşır asar. Türlü türlü meşguliyetlerdir hayatı mümkün kılan, kimi müezzin olur, kimi aşık, kimi başbakan. İnsanı hayvandan ayıran en büyük farkın boşluk duygusu olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Rakunların içine birden sebepsiz sıkıntılar çökmüyordur herhalde. Zengin bir evin kedisi 'her şeyim var, niye hala mutsuzum?' yazmıyordur günlüğüne. Biz insanlar bir ömür boşluk duygusuyla mücadele ederiz. Zengini, fakiri, mutlusu, mutsuzu bir an gelir herkesi vurur boşluk duygusu. Güneşli ve güzel bir günde mağaza vitrinine bakarken de gelir, haberleri dinlerken de, bir imza atarken de hem de kendi düğününde. Bu yüzden çocuk yapar insanlar, bu yüzden çocuk kalır. Büyüdükçe artar çünkü bu duygu, en beklenmedik anda insanı esir alır.”
(Esneyen Boşluk, 2017 / Berkun Oya)