Olmaz olur mu? Kimi insan, hayatın tüm zorlukları ve olmadık sıkıntılarını birlikte yaşamayı kabullenirken; kimisi de aynı sıkıntının içinde kıvranıp durur. Yaşanan bir anı tüm anlara yaydığımız zaman sanırız ki; o sorun, hayatın kendisidir. Oysa hayat acı, tatlı, güzel, çirkin ve tüm zıtlıklar dünyasında yaşamak adına var olma mücadelesi değil mi?
Sende benim gördüğümü göremezler diyenler ve diğerleri arasında gerçek bir yaşamak farkı vardır çünkü. Bazıları göremez. Bu yaşlarına değin oldukları kişiyi yıkamaz. Kendini yeniden inşa etme gücü ve cesaretine sahip olamaz. Hep bildikleri o aşina yollarda, fikirlerle, insanlarla, hislerle yürürler sadece.
İnsan kaybettiği sesini hatırlamalı. Aynaya bakar gibi bulmalı. Eski fotoğraflara bakar gibi, eski yazılardan, günlüklerinden bulmalı kendini. Güçlü ruhlar, çekici benlikten, şuursuz taklitler, güçlü tesirleri kendimizden uzağa düşürüyor bizi. Kaybetmemek için kendimizi, kendimize dair her şeyi hatırlamalı; eskiden ve eski benden yardım alarak.