Sokrates'in ve meşhur Herkül'ün heykellerini bulup karşılaştırınız!
Sokrates'in büstünde filozof başı dikkat çeker. Geniş bir alın... Burası zekanın yeridir. Sanki Sokrates'in zekası kafasının içine sığmadığından dışarı taşacağını sanırsınız. İşte Sokrates'in alnı ve kafası böyledir.
Bir de Herkül'ün heykeline bakınız! Antik Yunan efsaneleri kahramanının güçlü kasları karşısında hayrete düşersiniz. Cüsseli bir vücut, sütun gibi güçlü bacaklarının üstünde yükseliyor. Kollarının kasları, adeta kalın bir halatı andırıyor. Omuzları geniş, göğsü kabarık, boynu öküz boynu kadar kalın; başı vücuduna oranla küçük, alnı dar. Bütün bunlar fiziksel bir gücünün ifadesidir. Ama bu kahraman zeka yönünden güçsüzdür. Muhteşem vücutlu, sert yapılı, güçlü kaslı bir adamdır, ancak akıl, zeka itibariyle geridir. Düşünce, maneviyat konularında kahraman değildir.
Ben size ya Sokrates'in ya da Herkül'ün kafalarını tercih ediniz demiyorum. Demek istediğim öküz bacaklarını düşünürken, Sokrates'in kafasını da unutmayınız! Kaya gibi sert, koyun kafalı olmayınız!
Karşıdan gelen topa vurmak için sağlam bir kafa gerekir. Ancak biliniz ki en sağlam kafaya koç sahiptir. Ben koç kafasının, Fin gençliğinin iftihar edebileceği bir şey olduğunu sanmıyorum.
Kentlerdeki insanların kokuşmuş evlerinde yaşadıkları hayatları, vücutlarını yıpratır, kaslarını güçsüzleştirir, kanlarında da zehirlenmelere neden olur; insanları miskinleştirir. Bunlara bir de araştırmaya dayalı olmayıp skolastik yöntemlerin uygulandığı yıllar süren eğitim dönemini de ekleyiniz. Bu süre boyunca, çocuklarımızın kafası tarihler, şahıs isimleri, ölçü birimleri, prensipler işlevsiz yasalar mezarlığına dönüşür.
Aydın olmak demek; modaya uygun elbise, şapka, kolalı gömlek giyinmek demek değildir. Aydın kesim, halkın beyni sayılır. Halkımız sizleri iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksek gelir elde etmeniz, geceleri eğlenmeniz için o konumlara getirmemiştir. böyle davrananlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmışlardır.
Bir millet nasılsa, devlet adamları da o millet gibidir. Bu sebeple eski zamanlardan beri "Her millet, layık olduğu idareye, devlet adamlarına sahip olur." denilir.