ŞEHİR

Cemal Paşa değil, Suriye düşüyordu. Yalnız rütbeye, nişana ve Sırmaya fazla itibar eden bir memleket olduğu için, Anadolu köyleri gibi sessiz ve kimsesiz değil, başkumandan, mareşal ve nazır üniformalarına sarınarak, daha gösterişli ve debdebeli düştü.
Sayfa 81·Kitabı okudu
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Fedakârlık ve feragat gibi, vazifeden üstün hareketler istenen işlerde ve zamanlarda iltimas ve imtiyaz kadar zararlı ne olabilir? Büyük Harp'te bazı cephelerimizin en hazin hali, siperin manevi şerefinin ve maddi hakkının geridekiler tarafından yenmiş olması idi.
Sayfa 79·Kitabı okudu
Alıntı
Meşhur Kavur: -En fena chambre, en iyi antichambre'dan daha iyidir, demiş. En fena kanun, en iyi kanunsuzluktan daha iyidir, denebilir. En doğrusu kanunun iyi yapılması olduğuna şüphe yoktur. Kanuna güvenlik ve saygısı olmayan yerde zarar o kadar büyüktür ki, hiçbir fena kanun, memlekete o kadar ziyan vermez.
Sayfa 68·Kitabı okudu
Alıntı
Ortalık ağarırken bir arkadaşımla, yorgun adımlarla konaktan çıktık. Otele gitmek için iç sokaklardan dolaşmak lazımdı. Bir aralık irkilip durdum. Bir kuyunun içinden gibi, o kadar derin, bir ruhun içinden gibi, o kadar acılı bir inilti dalgası geliyor. Sokak inlemektedir. Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan, karınları bağırsaklarının içine karışmış, sürüne sürüne kaldırım üstüne çıkan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk. -Cuâni... Cuâni... Yanımızdan bir çöp arabası geçti, kenarından bir kol sarktığını gördüm. Belediye ölü ve can çekişenleri topluyordu. Gün doğmadan sokağı susturmak lazımdı. Süprüntü maşası ve ölüm, elele Beyrut'un hazin sabah tuvaletini yapıyorlar. İçkiyi, kadın gülüşünü, elektriği, hepsini, bütün Beyrut ve harbi kusmak istedim. Ölmekte olanların katili olan bir adam gibi, beni tutacak olan kolun ne taraftan uzanacağını düşünerek, şaşkın duraklamıştım. Yatağıma girdiğim zaman, içimin üzüntüsünü, elimi karnıma basarak dindirmek istiyordum. Bana harbin açık yüzü işte o Beyrut sabahı alaca aydınlığında göründü.
Sayfa 63·Kitabı okudu
Alıntı
Geç vakit, suvarenin verileceği büyük konağa gittik. Bütün bahçelerden Arap gırtlağının yumuşak yalellisini işitiyoruz. Yollarda sarı ve zayıf halk selama duruyor. Bir gün kurmaybaşkanı bana demişti ki: Suriye'de bizim ne kadar temelsiz olduğumuzun en iyi misali nedir, bilir misiniz? Yüzüne baktım. - Şu sekiz yaşında çocuğun korkudan, bana selam duruşu!
Sayfa 62·Kitabı okudu
Alıntı