İnsanı bir gemiye benzetecek olursak kalp, dümenin başındaki kaptandır. Geminin güvertesi, motorları ve mürettebatı bedendeki diğer organlardır. Beyin ise kaptan köşküdür. Kaptan köşkünde çeşitli misafirler vardır. Bunlardan biri kaptanlık okulunda okumuş akıldır. Doğruluk, mantık, sabır gibi dersler almıştır. Akıl, aldığı eğitim miktarınca kalbe destek olur. Onu doğru yola sevk etmeye çalışır. Mantıklı kararlar tavsiye eder. Her gemideki akıl aynı seviyede değildir. Aklın seviyesi hayat tecrübelerine ve aldığı eğitime bağlıdır. Kaptan köşkündeki diğer misafir beş yaşındaki şımarık bir çocuk gibi olan nefstir. Nefs sürekli saçma sapan isteklerde bulunur. Buzdağına çarparsak ne olacağını merak ettiği için kaptana bunu tavsiye edebilecek kadar umarsızdır. Sesi çok çıktığı için bazen kaptanın kafasını karıştırabilir. Kalp her an uyanık olup nefsi kontrol altında tutmak zorundadır. Nefs, neredeyse geminin sahibi gibidir. Neticede beden, nefs olmadan hayatta kalamaz. Kaptan onu gemiden atamadığı için ıslah etmekle mükelleftir. Kaptan köşkünde iki tane de telsiz vardır. Bu telsizlerden her an anons yapılır. Anonslardan biri, aklı devre dışı bıraktırıp, nefsin şımarık çocuk gibi olan isteklerini kalbe yaptırmak isteyen bir sestir. Vesvese de denilir. Diğeri ise nefse uymamayı telkin eden meleklerdir. Meleklerin telkinine ilham da denilir. İki telsizden hangisinin pili kuvvetliyse onun sesi o kadar çok çıkar. Bazı insanlar şeytanın sesini kısmıştır. Bazılarıysa meleklerin. Etrafımızdaki diğer gemiler arkadaşlarımızdır. Rotalarımız onlarınkine benzer. Genellikle filo gibi beraber hareket ederiz. Onlar hazinelere giderse beraber kavuşuruz. Fırtınaya gidiyorlarsa da beraber helak oluruz. (Allah korusun) Hayat şartlarımız ise hava koşulları gibidir. Bazen fırtınalı olur bazen