Allahü teala afiyet versin! Öyle bir âfiyet versin ki, büyüklerden biri, hep dua eder, Allahü tealadan bir günlük afiyet isterdi. Adamın biri bu zata, “Sen her gün afiyette değil misin?” dedi.
“Allahü tealadan öyle bir gün istiyorum ki, sabahtan akşama kadar Allahü tealaya hiçbir günah işlemeyeyim. Afiyetle geçen gün böyle olur” buyurdu. Cenâb-ı Hak size de böyle âfiyetli günler ihsan eylesin! (Amiin)
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yavrum! Dünyada kalmak zamanı pek azdır. Bu kısa zamanın çoğu da boş yere geçmiş bulunuyor. Pek azı kalmıştır. Ahiret zamanı ise sonsuzdur. Orada başa gelecek şeyler, bu birkaç günlük işlere bağlıdır. Bundan sonra ya sonsuz nimetler, zevkler veya bitmez tükenmez azaplar, acılar vardır…
Aklı olan kimsenin durmadan çalışması lazımdır. Yavrum! Ömrün en kıymetli zamanları, boş yere geçti. Allahü teâlânın düşmanı olan nefsin isteklerini yapmakla tükendi. Şimdi, ömrün en kıymetsiz, başarısız zamanı kaldı. Artık bununla da Allahü teâlânın beğendiği işleri yapmaz, kuvvetli zamanda elden kaçırılanı, kuvvetsiz, kıymetsiz zamanda yakalayamaz isek ve az bir emekle ve kısa bir sıkıntı ile sonsuz rahat ve nimetle kavuşmaz isek ve sayısız çirkin işlerimizi, az bir iyi işle örtmez isek, yarın kıyamet gününde, Allahü teâlânın huzuruna ne yüzle çıkabiliriz? Oraya ne özr ve bahâne götürebiliriz? Bu gaflet uykusu ne vakte kadar sürecek? Gaflet pamuğu kulaklarda ne kadar kalacak? Bir gün gözlerden perdeyi kaldıracaklar. Kulaklardan gaflet pamuğunu çıkaracaklar. Fakat faidesi olmayacak. O zaman pişmanlıktan, utanmaktan başka yapılacak şey olmayacak. Ölüm gelmeden önce, yapacak işi bilmeli. Yüzü ak olarak, Allahü teâlâyı özleyerek can vermelidir...
Bir akşam evde otururken WhatsApp ekranımda bir mesaj belirdi. Baktım, bir gruba alınmışım.
Ekran birden şenlendi. Bayramda aynı evde buluşan aile üyeleri gibi herkes muhabbet etmeye başladı. Grup bilgilerine baktım. Çoğunu tanıyordum.
İstenmeden gruplara alınmayı pek sevmediğim için bu durum pek hoşuma gitmedi. Ama ayıp olmasın diye de hemen çıkmadım. Biraz takılır, sonra bir mazeret uydurup çıkarım diye düşündüm ve bir yıllığına grubu sessize aldım. Hiç ilgi göstermiyor demesinler diye de birkaç emoji ve cuma tebrikiyle ortama girdim.
İlk başlarda muhabbet iyi gidiyordu. Akşamları beş on dakika giriyor, yazılanlara hızlıca bir göz atıyor, birkaç kelimelik yorumlarla olayı geçiştiriyordum.
Ama bir zaman sonra yazılanlar hızlıca göz atılamayacak kadar çoğaldı. Artık grubu takip edebilmek için, günlük düzenli okuma yapmam gerekiyordu. Ben de ilaç bırakır gibi gruba yazma dozunu kademeli olarak azaltmaya başladım.
Bu pasif direniş bir süre sonra grup üyelerinin sinirini bozmaya başladı. Gruba niçin hiç yazmadığımı soranlar oldu.
Yoğunluktan dem vurdum, WhatsApp’la aramın pek iyi olmadığını söyledim. Ama hiç ikna olmadılar.
Savunmalarım dikkate alınmayınca da yazmayı tamamen bıraktım. Tek kaşımı kaldırıp düşündüm, yanaklarım kızararak gülümsedim, ağzımı yuvarlak yapıp hayret ettim, el salladım, zafer işareti yaptım.
Emoji tabanlı garip iletişimim artık can çekişmeye başlamıştı. Bir ara bu grubu unutmayı denedim. Ama sessiz de olsa, gruptaki yaklaşık 30 kişinin paylaşımlarının gürültüsünü, yapılan şakaların kahkahalarını cebimde hissedebiliyordum.
Gülünmemiş espriler, seyredilmemiş videolar ve ibret alınmamış özlü sözler grupta biriktikçe, benim de içimde stres birikiyordu. Kendimi kalabalık bir ortamda kimseyle konuşmadan oturan gıcık birisi gibi hissetmeye