Varsayalım ki bir sapağa geldiniz ve bir lamba cini önünüze iki seçenek sundu. Bu iki seçeneğin ikisi de gerçekte yanlış, dolayısıyla iki yanlış yoldan birini seçeceksiniz. Seçenekler de birer zihin yapıları. İlk seçenek herkesin sizden nefret ettiğini, sizi sevmediğini, size adil davranmadığını, size güvenmediğini, yeterince saygı duymadığını düşünecek ve sürekli bir kaygı, panik, korku, öfke halinde tetikte geçireceksiniz ömrünüzü. İkinci seçenek ise tam tersine herkesin size çok değer verdiğini, herkesin sevilebilir olduğunu, özünde iyi niyet taşıdıklarını filan düşüneceksiniz ve etrafınızda fırtınalar koparken, arkanızdan tonla iş çevrilirken her şeyin olumlu tarafından bakıp aşırı saf bir şekilde kendi hayatınıza odaklanacaksınız ama saflığınızı ve zanlarınızın gerçek olmadığını bileceksiniz. Gene de hangi yolu tercih ederdiniz? Benim tercihim ikincisi. Eğer iyiliklerle dolu olgun ve asil bir hayat süreceksem alay edilesi biri gibi görünmek kuruntulara saplanarak kendi kendime verdiğim zarardan daha küçük olabilir. Anlamsız gerçeklerdense anlamlı yalanlar daha kıymetli bence. Doğru ile anlamlı çok farklı kavramlar.