hayalperest dediğimiz bir insan değil, arada derede bir varlıktır. Çoğunlukla ulaşılamaz köşelere yerleşir, hatta adeta gün ışığından saklanır ve eğer bir kere kendi içine çekilmişse, o zaman salyangoz misali köşesine yapışır.
Yürürken aynı zamanda şarkı söylüyordum, çünkü mutlu olduğum da, mutlu olduğum anda tüm bu mutluluğunu paylaşabileceği ne bir dostu, ne de iyi bir ahbabı olan her bahtiyar insan gibi, mutlaka kendi kendime mırıldanırım.
Ölüm bile beni yalancı çıkarmak için uğraşıyor. Anlamıyorum. Oyun nerede bitiyor, hayat nerede başlıyor. hiç anlamıyorum. Hayat nerede bitiyor, ölüm nerede başlıyor?
Demek bana, cehennemin dibine git diyorsun. Elbette, gerekirse oraya da gideceğim. Fakat gerçek bir cehenneme gitmek istiyorum. Yaşadığım anlamsız cehennemden kurtulmak için her türlü cehenneme giderim.