Rastlantısal olarak değil, kasıtsız olarak değil, anın sarhoşluğuna kapılarak da değil. Aksine, bilerek ve isteyerek. Tüm duyularım ve düşüncelerimle karşımda görmek, kavramak istediğim, nüfuz etmek istediğim tek bir şey vardı; örtülü duran bir geleceğe bakmak ve içini görmek.
Kızın, bütün yeryüzünde sadece asla sevilmemiş, yalnız bir çocuğun duyabileceği bir heyecan ve şefkatle beklediği şeyleri ona verirken duraksamamalı, hasislik etmemeli, kısıtlama yapmamalıydı.
Yalnız bırakmıştı onu, sevgi ve güç vermesini beklediği ve bunlara ihtiyacı olduğu anda onu ortada bırakmıştı. Kendine güvenmediği için, kendi fikrinden korktuğu için ve onu bir gülümsemeyle karşılayan bu cahil çocuk aklından ürktüğü için.
Demek her şeyi mükemmel düzenlemiş gibi görünürken kafanın içinde böyle kuytu bir köşe ayırdın. Düzen sadece yüzeyde, görünürde anlaşılan. Ama ardında dipsiz bir ardiye var.