Şâbî şöyle der: "İlim üç karıştır. Bir karışına ulaşanın burnu Kaf Dağı'na çıkar; ilme eriştiğini zanneder. İkinci karışa ulaşan kendisinin ne kadar basit olduğunu kavrar. Üçüncü karışa ulaşmak ise heyhât; ona hiç kimse ulaşamamıştır."
İlmi idrak edip anlayan ve buna rağmen kendini beğenen, gururlanan kimseyi pek az görürsün. Fakat ilmin kadrini öğrenememiş olanlar çok şey bildiklerini zannederler. İlimden daha çok öğrenmek ve derinleşmek isteyen ise onun ne kadar sonsuz ve nihayetsiz olduğunu fark eder.
İlimsiz sultanlık; aslan, kaplan ve benzeri yırtıcıların sultanlığına benzer. İlimsiz ve merhametsiz güç parçalayıcıdır. Fakat ilim ile sultanlık merhamettir ve hikmettir. Hikmet her zaman yol göstericidir ve bâtılın hakkından gelir.
Allah rahmet etsin, İbn Kayyım şöyle der: "İlim zenginliği, mal zenginliğinden daha üstündür. Çünkü insanlar delillere ve hüccetlere tâbi olurlar. Kalpler ilim zenginliğine tâbi olur. Fakat mal zenginliği ancak bedenleri hükmü altına alabilir. İlim zengini olan kişi, en kibirli, en inatçı ve en muhalif olan kişiyi bile etkisi altına alır ve kalbini fetheder. Bütün bu kibirliler ilim sultanlığı karşısında zelil ve boynu bükük kalırlar."