Bu kenarları yaldızlı lacivert taşın üzerine bir Eyub figürü kazıtan Guillaume de Paris’dir. Eyub sureti, felsefe taşının üzerinde de görülür, felsefe taşı da mükemmel hale gelmek için sınamadan ve işkenceden geçmek zorundadır.
Simgenin yapıda serpilip gelişmeye ihtiyacı vardı. O zaman, insan düşüncesiyle birlikte mimarlık gelişti; bin başlı ve bin kollu bir dev oldu ve bütün bu havada kalan simgeselliği görülür, tutulur, ebedi bir formun içinde sabitleştirdi.