Sen beni üç-beş genci öldürdüğüm için yargılıyorsun ama düşünsene, Tanrı herkesi öldürüyor. Bütün insanları, bütün canlıları, bebekleri bile öldürüyor. Bin bir hastalıkla inletiyor. Bunlar yetmezmiş gibi bir de, 'Seni cehennemde yakacağım, boğazından aşağı erimiş kurşun akıtacağım, diyor."
…
"Söyle bakalm delikanlı, hangimiz daha zalim?"
Büyük bir haksızlık vardı bu konuda, evrensel bir adaletsizlik, doğanın kendisinde. Toplumsal eşitsizliğin ötesinde, doğa da böyle kurgulamıştı sanki, acı bir oyun gibi, her sahnesi işkence, her perdesi kan. Bebeği karnında taşımak, bulantılar, ağrılar; doğum sırasında atlatılan tehlikeler, sancılar; sonra emzirme, besleme, her ay katlanılan aybaşı ağrıları; ömür boyu ev işi yapma zorunluluğu; genellikle kadından üstün olduğuna inandırılarak büyüyen bir erkeğe katlanma, hatta ona kendini çok zeki hissettirme görevi; çapkınlığın erkekte marifet, kadında ahlaksızlık sayılması; tek tanrılı dinlerin kadın düşmanlığı...