Düşünen insan, her şeye kuşkuyla yaklaşmalıdır. Düşünmenin temel ahlaki ilkesi sık sık “acaba” sorusunu sormaktır. Çünkü her öznel doğrunun gerisinde gölgeli, kuşkulu bir alan mevcuttur.
Tespih tanesi gibi arka arkaya diziliyor günler. Birbirinin tıpatıp aynı.
Sabah kahvaltı, sonra iş, derken biraz kavga, biraz sevinç, biraz telaş…
Televizyon karşısında geçirilen uykulu saatler ve sonra cuppa yatak!
Ne için?
Ertesi gün yine aynı şeyleri tekrarlamak için.
Bu arada iç organlarınız yıpranıyor, gövdeniz pörsüyor, bakışlarınız bile eskiyor ve her gün biraz daha finale yaklaşıyorsunuz.
Ama size verilmiş olan bu yaşamın ne demek olduğunu farkına varmadan, güneşe, çiçeğe, ota, böceğe, denize aldırmadan hoyratça savuruyorsunuz bu değerli yılları.