Bahar

Bahar
10/10
·235 syf.··
2024 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Temmuz 2024 23:01
Minicik bedenlerde; cesaret, kahramanlık, dostluk, bazı değerler uğruna yapılan büyük fedakarlıklar ve kocaman kalplerin hikayesi… Yükselen binalar arasında, çocukların özgürce oynayabileceği tek bir yer vardır “Arsa”. Bir grup çocuğun kendi içlerinde benimsediği, oyunlar oynadığı, mesken tuttuğu “Arsa” öyle ki korumakla yükümlü oldukları vatanlarıdır onların… Ama başka bir grup çocuğun yani “Kızıl Gömlekliler’in” de burayı kendilerine oyun alanı seçmek istemesiyle, aralarında bir savaş olacaktır. Hikaye tam da burada başlamaktadır. Pal Sokağı Çocukları ’nın içlerinden karşı tarafa ajanlık yapan bir de hain vardır “Gereb”. Saygın, meslek sahibi bir babası vardır Gereb’in, durumu öğrendiğinde Arsa’ya, arkadaşlarının yanına gelerek oğlunun gerçekten bir hain olup olmadığını, gerçekten arkadaşlarına ihanet edip etmediğini öğrenmek ister. Çünkü o hayatı boyunca şerefiyle yaşayan bir adamın oğluydu, arkadaşlarına ihanet edemezdi, hain olamazdı… Bazı çocuklar en küçük yaşlarda bile belli bir olgunluğa sahip olurlar, ailesinin güvenini kaybetmekten öylesine korkarlar ki, ben de onlardan biri oldum hep, o yüzden bir babanın evladının güvenilmezliğini kabullenememesi çok etkiledi beni. Boka, Nemecsek, Barabas, Csele, Csonakos, Kolnay, Leszik, Weisz, Richter ve diğer Pal Sokağı Çocukları … Bu çocuklar; cesareti, kahramanlığı, savaşta bile vicdanını yitirmemeyi, onurlu bir savaş nasıl kazanılır, en önemlisi dostluğu, birbirlerine olan güvenleriyle biz okurlara çok şey öğretiyor. Özellikle Boka’nın cesareti, Nemecsek’in kahramanlıkları duygu seline kaptırıyor bizleri. Boka; arkadaşının ölümünün ertesi gününde, herkesin daha şimdiden alışmış olmalarını, hayatlarına devam ediyor oluşlarını şöyle yorumluyordu: “Çok çabuk unutuyorlardı. (s.233)” Belki de Ferenc Molnar ‘ın dediği gibiydi. “Çocuklar ne olup
Pal Sokağı ÇocuklarıFerenc Molnar · Yapı Kredi Yayınları · 202536,3bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Puan vermedi·282 syf.··
2024 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 26 Mart 2024 14:13
“Pişmanlıklarını telafi etme şansın olsaydı, bazı konularda farklı davranır mıydın?” Herkesin geriye dönmek istediği tek bir an, değiştirmek istediği onlarca seçim ve sayılamayacak kadar pişmanlıkları vardır şüphesiz.. Yaptığımız seçimlerin ne kadarı bize aitti ve hayallerimizin? Bulunduğumuz anda olmaktan ne kadarımız memnun? Hiç bilmediğimiz hayatları yaşadığımız hayata kıyasla neden daha çok isteriz? Elimizde olmayan ya da elimizden kayıp giden şeyler neden hep daha cazip gelir? En önemlisi değer bilmek için illa yitirmek mi gerek..? Her birimiz bulunduğumuz yerden başka yerlerde olabilmek için koşturuyoruz. Sonuç olarak hiçbir yerde değiliz, asla orada olamadığımızdan dolayıdır ki; her daim gözümüzün önünde duran “benliğimizle” olan bağlantımızı kaybediyoruz. Çoğu kişinin kendini kaybolmuş hissetmesine hiç şaşırmamalı. Genç yaşlardan beri bizlere “sadece var olmak” yerine, hep “bir yerde olmak” veya “birisi” olmak öğretilegeldi. “Yaşayamadığımız hayatların yasını tutmak kolay. Başka yeteneklerimizi geliştirmiş, bazı teklifleri kabul etmiş olmayı dilemek kolay. Pişmanlık duymak ve sonsuza, zamanımız doluncaya kadar duymaya devam etmek çok kolay. Ama esas sorun yaşamadığımız için pişmanlık duyduğumuz hayatlar değil. Sorun pişmanlığın kendisi.”(s. 271) Evet sorun pişmanlığın kendisi.. Oysa vaktiyle verdiğimiz kararın, başka bir versiyonu şu an yaşadığımız hayattan daha mı iyi yoksa daha mı kötü bunu bilemeyiz. Buna rağmen pişmanlıklar biriktirmeye devam ederiz. Çünkü ne diyordu Pablo Neruda ; “İnsan ulaşamadığı her şeyin delisi, ulaştığı her şeyin ise nankörüdür.” Bir şeyi unutuyoruz hep.. Hayattaki asıl önemli şey istediğini almak değildir, aldıktan sonra onu hâlâ istemektir. Başkarakterimiz Nora’ya farklı hayatları yaşama fırsatı verildi.. Paralel evrende çok mutlu
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2023 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 08:57
Bazı şeyler bir anda gelişmez muhakkak birikmiştir, diyerek kitapta beni en çok etkileyen bir bölüme değinmek istiyorum.. Feride, Kâmran’ın evlendiğini öğrendiği zaman, bütün gün boyunca gülüp eğlenip, sonunda eline diken batınca hüngür hüngür ağlıyordu.. “Aşk” ne kadar çelişkili bir kelime.. Kimine mutluluk, kimine ise acı veren.. Peki aşk, her şeyi göze alabilmek mi? Körü körüne bağlanmak mı..? Ya ihanet? Aşk, ihaneti bile affettirir mi? İşte Feride’nin macerası tam da burada başlıyor. İhaneti kabullenemeyip sevdiği kişiden ve hatta sevdiği birçok şeyden kaçıp, çok uzaklara gitmek zorunda kalıyor. Türlü türlü sıkıntılar çekiyor, imtihanlardan geçiyor… Kitabın başlarında gördüğüm güçlü bir karakter vardı, fakat sonlarına doğru yine gördüğüm, çekilen onca zorluğun boşuna olduğuydu. Merak ettiğim bir şey vardı; Kâmran, Feride’yi sırf iffetini koruduğu için, bir başkasıyla olmadığı için nikahına aldı.. Peki Feride de, Kâmran gibi evlenip bir de çocuk sahibi olsaydı, yine de kabul eder miydi? Mutlu sonlu olmasına rağmen, keşke sonu böyle olmasaydı dediğim bir eserdi. Çünkü; gerçek sevgide ihanete yer olmadığı gibi, bunu bile bile kabullenip, geri dönmek de olmamalıydı..
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,5bin okunma
Puan vermedi·590 syf.··
2023 1. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2023 10:14
"Byzantion'dan İstanbul'a uzanan heyecan yüklü serüven..." İstanbul aşığı birisi olarak, büyük bir merak ve heyecan içerisinde okudum her bir satırı. Sanırım beni bu eserde en çok etkileyen; yaşadığım bu megakentin böylesine güzel ve öğrendikçe daha çok merak uyandıran tarihinin kaleme alınma şekliydi... Kitapta bahsedilen birçok yeri ziyaret etmeme rağmen, her bir yeri, her karışına dikkat ederek, görsellikten ziyade kitabın bana hissettirdiği duygularla, büyüleyici tarihiyle, yeniden gezip bu defa farklı bir gözle bakacağım İstanbul'a... Beni etkileyen bir diğer şey ise Ahmet Ümit'in, Nevzat Başkomiser karakteriyle dostluğu, aşkı bu kadar derin hislerle kaleme almasıydı. Kitabın başlarında tarihin büyüsüne kapılmış olsamda, sonlarına doğru yoğun bir duygu seline kapılmaktan kendimi alıkoyamadım... İncelememi kitaptan bir alıntıyla sonlandırmak istiyorum.. "Şehirler de insanlar gibidir, geçmişlerini unuturlarsa, tarihlerinden kopartılırlarsa kişiliklerinden de kopartılırlar. Hiçbir özellikleri kalmaz. Birbirine benzeyen sıradan insanlar gibi olurlar. Oysa İstanbul sıradan bir şehir değil."
İstanbul HatırasıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201943,1bin okunma