‘ İnsan, ya kendine ve başkalarına güçlü ve üstün olduğunu sürekli olarak kanıtlama ihtiyacı içinde olacaktır, ya da hayatı sevinçleriyle ve kederleriyle kucaklayabilecek bir güce sahip olacaktır. ‘ Bülent Usta
İnsan canı bu kadar alçalmaya değer miydi? Ne pahasına olursa olsun insan yaşamını sürdürmeli miydi? O sıtmalar, hastalıklar, zulümler, buyruklar, açlıklar, yoksunluklar insan soyunun yaşama direncini kıramamış, insanoğlu kıyımlardan, aşağılamalardan, sakatlıklardan, kırımlardan sonra bile yaşamını sürdürmüştü.
Bu korkunç güç bu sonsuz direnç, bu yaşamak için katlanılan aşağılık durumlar neydi, ne içindi?
Her köyden bir adam alıp birkaç kez kaymakama gittiler, durumlarını, kötü hallerini, çocuklarının ölümünü uzun uzun anlattılar. Kaymakam her seferinde de yapma bir acımanın altındaki büyük bir kıvançla ellerini ovuşturdu:
“ Çok üzüldüm, geçmiş olsun, geçmiş olsun, başınız sağ olsun… Çok üzüldüm. Ama ne yapalım çeltik ekmiş Pişmanoğlu Mustafa bey… Milli servet, kurutamayız ki… “dedi