Dün kadını şeytan olarak gören Avrupa, bugün kadını kanunlarla yaratıldığı kıvamın bile üstünde tutmaya çalışırken şeytanı güldürecek kadar gülünç bir duruma düşmüştür. Kadını erkeğin zulmünden kurtarırken, erkeğin asırlarca yaptığı zulmü kadının kendi kendine yapması şeklinde bir sonuç çıkardılar ortaya. Kadını erkek eziyordu, artık kadın kendini eziyor.
Babalık veya annelik makamı, oğul veya kıza nasihat etmeyi, irşat etmeyi gerektirir; yönlendirmeyi ise gerektirmez. Eğer kız ve oğul, kendini idare edemeyecek bir durumda bulunuyorsa neden yuva kurmalarına izin verilmiştir? İdare edebilir durumda ama bir aksama oluştu ise o takdirde de ebeveyn ve söz söyleme durumunda bulunacak herkesin vazifesi nasihatin ötesine geçmeyecektir. Mükellef ve yaptığından mesul konumda bulunan bir insana daha ötesi yapılamaz.
Kur'an konuşsa da biz dinlesek, huzur buluruz. Biz konuştukça bocalıyoruz. Konuşma alanlarımızı ve sınırlarımızı kollayamıyoruz. Ya susup yok oluyoruz ya da gereksiz ve yersiz konuşup kayıyoruz. Bunun ortası ise itidaldir.
Seviyesizliklere karşı seviyeli bir duruş da bir iffet mücadelesidir. Bu mücadele, bir pazar yerindeki ilişkiden siyasete kadar insanın bulunduğu her yerde olur.
Nikahın getirdiği, insanın zafiyetlerini ikinci bir insanla telafi etme imkanı, insan için başka hiçbir insanla giderilemeyecek çapta büyük bir fırsattır.