âmine

Biz seninle birbirimizi çılgın bir ateş ve kan deryasının ortasında görmedik. Kendimizce sevmedik. Aşkı, acıyı, sadakati, ahde vefayı ve vefasızlığı hiç tatmadık. Şu gözlerin, şu kocaman ve boş gözler, bütün bunları bir anda hem de hiçbir gayret sarf etmeksizin nasıl da haykırdı? O gözlerde istiğna var, yalan bile değil.
Reklam
Bana sevgini söyle Bana aşkını söyle Senin aşkında, senin aynanda evvela kendimi göreyim.
Ama hattat, güzelliğin alışıldık bir şeye dönüşmesine müsaade etmeyelim.
(...) ölmekle var olmanın arasında bir yerde, hala sayıklıyorum. Hattat bil beni. Kan ve ter ve gözyaşı içinde; alevler, hummalar ve sancılar arasındayım. Ne aşkı, ne ölümü ve ne hayatı tanıyorum.
Hattat sen ağlıyorsun. Hattat sen ağlıyorsun ve gözyaşların ne kadar güzel. Ne kadar sıcak gözyaşların hattat ve sen ne kadar güzel ağlıyorsun. Hattat biliyorsun değil mi hiçbir şey gözyaşından daha temizleyici ve arıtıcı değildir. Leydi Macbeth kelebek ellerini muhayyel ve sonsuz musluklarda değil, gözyaşlarında yıkamalıydı.