Bazı insanlar var ki ubudiyet ve kulluk gibi yalnız Yüce Yaratıcı’ya yöneltilmesi gereken duyguları; çok beğendikleri başka insanlara, çok beğendikleri sanatçılara veya sevdiklerine atfetmeye başladı. O kadar ki bu sevgileri ifade edilirken “Öyle seviyordu ki taparcasına !.. “ diyebiliyorlar.
… insana bahşedilmiş olan “ Yaratıcı’nın farkına varma, bu farkındalıkla varlığı anlamlandırıp O’na karşı saygılı yaşama ( potansiyeli) “ çok kıymetli. O kadar değerli ki !.. Bir kimsenin bu potansiyeli kullanmayarak hayatını bu sonlu döngü içerisinde hoyratça tüketmesi, kendisini harcaması o derece önemli bir suç …
Bir şeyler hep dönüp durur, kendisini tekrar eder, siz hep aynı şeyleri yaparken bulursunuz kendinizi. Aynı şeyleri yapıyor olma hissi insanı düşünceye sevk eder.
Hâlbuki bir şeyin çok küçük olması onu anlamsız kılmaz. Üzerinde bulunduğumuz bu küre çok küçük olabilir ancak bilincimiz, düşünce dünyamız, fezayı kapsayacak ve içindekilerle beraber tefekkür edebilecek potansiyeldedir. Her şeyi birer malzeme olarak bir düşüncenin içerisine çekebildikten sonra küçüklüğü ya da büyüklüğü fark eder mi ?