Damla Tezcan

Reklam
“Tuhaf değil mi… Ondan önce hiç var olmamışız gibi. Mutluluğu tanımamışız ya da aynı şekilde değilmiş gibi…”
Sayfa 147·Kitabı okudu
Onlardan nefret ediyordum… Hepsinden… Benim oğlum ölmüşken, büyümeye devam eden bu çocuklardan.
Sayfa 114·Kitabı okudu
Bu hayalin gerçekliğine inanmak tabii ki sapkınlıktı ama başka seçeneğim var mıydı? Acı gerçeklerle yaşamakta ısrar etmenin faydası neydi? Ne bekleyebilirdim o gerçeklikten? Bir beton levhanın üzerine sıkılan yapıştırıcıdan, çocuğumun alevlerde yakıldıktan sonra bir kutunun içine tıkılan bedeninden? Hiçbir yardımda bulunamadığım sevdiğim kadından? Her şeyin sonunda yitireceğim ne vardı ki, akli dengem mi? İşin güzel yanı, görebileceği zarar görmüştü zaten.
Sayfa 58·Kitabı okudu
Muhtemelen yas döneminin en çok acı çekilen bu ilk günlerinde, yüzünün çizgilerini, bakışındaki ışıltıyı, ellerini, omuzlarını, büyüleyici gülümsemesini, ona ait her şeyi unutmaktan korkuyordum. Hafızamda oğlumla ilgili ne varsa en ince ayrıntısına kadar, olduğu gibi korumayı başaramazsam, asıl o zaman onu sonsuza dek kaybedecektim ve bu olasılığı bütün ruhumla reddediyordum.
Sayfa 48·Kitabı okudu
Reklam