Dünyanın daha fazla "başarılı" insana ihtiyacı yok. Daha çok hikâye anlatıcısına, daha çok barış gönüllüsüne, gönül tamircisine, sevgi taşıyan insanlar ihtiyacı var. Dünyayı daha yaşanılası ve insancıl kılacak ahlaki cesareti gösterebilecek insanlara ihtiyacı var.
Çocuklarımıza nasıl bir dünya bıraktığımız kadar, dünyaya nasıl çocuklar bıraktığımız da önemli.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bir ufuk gözlerimizi kamaştırabilmeli, insan olmanın anlamına dair bir soru bir ruhtan diğerine misafir gidebilmeli. Malayani olanın değil ruhu daha yukarılara kanatlandıracak bir bilincin kanatlarına tutunarak, hayatlarımızın ve ölümlerimizin boşuna olmadığının bilgisiyle birbirimize uğramalıyız. Bu dünyada misafiriz, evlerimizde ve bedenlerimizde misafiriz.
Modern hayatın bir vasfı varsa, o da dur durak bilmez bir meşguliyettir. Bir uyuşma hali, içimizde büyüyen boşluktan bir kaçış teşebbüsü. İçimizdeki boşluğu, can sıkıntısını ve boş zaman dehşetini, sürekli meşgul olarak korumak istiyoruz. Verimlilik anahtar kelime. İyi de, hayal kuramayan, aylaklık edemeyen, sürüden ayrı düşünemeyen, itiraz hakkını kullanamayan, dünyayı saran güzelliği göremeyen biri baştan aşağı verim olsa ne olur?
Bizden önceki ve bizden sonraki nesillerin “kabul edilmiş dua”sı olmaya talip miyiz? İnsanı, tabiatı ve fıtratı korumaya talip miyiz? Helalin çilesine talip miyiz? Ruhun bekasına talip miyiz?