*Spolier içerir.
Kitaba başlarken bunu kişisel gelişim kitabı olduğunu ya da benim öyle değerlendirebileceğim bir kitap olduğunu anlamamamdan mı, yoksa bu kitabı okumak için fazla mantıksal düşünen bir insan olmamdan mı kaynaklı bilmiyorum ama kitabı okuduğum o bayağı uzun süre boyunca hikayeyle ya da hikayedeki karakterlerden biriyle bağ kuramadım. Kitabı tamamiyle kötülüyormuş gibi olmak da istemem, elbette aklımda bulunduracağım ve dostlarıma tavsiye olarak verebileceğim bir kaç güzel ders aldım kitaptan ya da üzerine uzun uzun düşünebileceğim kendimi anlamamı sağlayacak bazı soru(n)lar edindim. Ancak kitabın baştan sona pembe/beyaz bir dünya içinde geçmesi benim mantığıma kolay kolay sığmayacak bir hikaye ortaya koymuş. Öyle ki herkes birbirinin iyiliğini düşünerek birbirine kötülük etmiş. Örneğin başkarakterimiz Malo hayatını yaşayabilsin diye çocukluk aşkı Justine ona aldatma oyunu oynamış ve bir çocukları olacağını saklamış ve yine sevgilisini bu kadar çok düşünen Justine sevgilisi ve en yakın arkadaşı Benjamin'in arasını bozan kişi olmuş. Benjamin'e, Malo'nun ona gay olduğunu söylemediği için kızdığını söylemiş ve çok yakın iki arkadaşı uzun yıllar birbirine dargın bırakmış. Bir de Malo'ya, Benjamin'in o zamanki sevgilisi olan çocukla birlikte olduğunu yutturmuş Justine. Bu durum sadece bir örnek. Bunun gibi daha en az beş örnek daha yazabilirim buraya. Yani anlayacağınız birbirlerine iyilik yapmaya çalışmasalar belki herkes mutlu mesut olacak. En büyük saçmalığa değinmeden de geçmeyeyim. Başkarakterimiz Malo hastadır, babası Erwan'ın da bir arkadaşı olan doktoru ona çok az ömrünün kaldığını söyler. Hikaye ilerledikçe anlarız ki doktor aslında Malo'nun hasta olduğundan değil, babasının hasta olduğundan bahsediyordur. Ki kitabın sonunda deneysel bir tedaviyle o