Er geç bir gün söylenecekti bu söz,
Yarın, yarından sonra bir yarın, bir yarın daha
Sürüp gidiyor günden güne küçük adımlarla
Geçmiş günlerimiz ise nice sersemlere ışık tutmuş
Ölüm yolunda, toz toprak olmazdan önce.
Sön cılız kandil sön! Hayat dediğin ne ki
Yürüyen bir gölge, bir zavallı kukla bu sahnede
Bir saat boy gösterip boyun kırıp gidecek
Bir daha da duyulmayacak artık sesi.
Bir aptalın anlattığı bir masal bu,
Kuru gürültüler, deli saçmalarıyla dolu.