Zamanın bizden bir daha geri getirmemek üzere alıp götürdüğü bir şeyler olduğunu, böylece tükendiğimizi anlamak için bir çocuğun bir gün, bir yaş daha büyüdüğünü görmek yetiyor.
Dünyayı yavan, yaşamayı tatsız bulmaya başlayanlara benden küçücük bir öğüt: Boş lakırdılar çuvalı bir tanıdığın yanından, hafif de olsa şöyle kabaca ayrılıp, bir sigara yaktıktan sonra, gelişigüzel birkaç adım yürümenin tadını denesinler.
Bilmem hangi sanatçının öğüdünü anımsıyordu: Bir sanat yapıtı üstüne çalışırken ölü noktaya gelince ara vermeli! İnsanoğlu tembelliğin savunmasını yapan hangi sözü benimsememiştir ki, o da bunu benimsemesin. Benimsedi, üstelik bu sözde erişilmez bir bilgelik buldu.
Aklımıza takılan bir şey ister önemli olsun ister önemsiz, bütün düşüncemizi durdurur, gücümüzü kesiverir. İnsanın düşüncesi, yaşama gücü duruverir orada. Akan bir suyun birden bire durması gibi. O kadar birdenbire, o kadar kesin.