Sabahattin Kudret Aksal

Sabahattin Kudret Aksal

YazarÇevirmen
7.5/10
133 Kişi
·
470
Okunma
·
38
Beğeni
·
2936
Gösterim
Adı:
Sabahattin Kudret Aksal
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1920
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1993
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Akademi öğretim üyeliği, konservatuvar ve opera müdürlüğü yaptı. İlk şiiri 1938'de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940'ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948'de oynandı. Aksal, şiirlerinde başlangıçta Garip akımının etkisinde, gündelik yaşamın bireysel sevinç ve umutlarını dile getirdi; 1960'tan sonra, bir ölçüde gizemci, insanın, evrenin ve zamanın sorgulandığı, genellikle ölçülü ve uyaklı şiirler yazdı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı; "küçük insan"ların yaşamlarını, aile bireyleri arasındaki çatışmaları konu edindi. Şiirleriyle 1980 Yeditepe ve 1990 Sedat Simavi ödüllerini, öyküleriyle 1955 Sait Faik, 1957 TDK ve 1985 ENKA ödüllerini, oyunlarıyla da 1965-66 Ankara Sanatsevenler Derneği ödülü ile 1980 ve 1987 Avni Dilligil ödüllerini kazandı. 1990'da Kültür Bakanlığı Tiyatro Onur Ödülü'ne, 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü'ne değer görüldü.
" Küçük bir halıları vardı eskiden
Dururdu odanın ortasında
Görmedim bu kere
Sade o mu giden

Bir şey uçmuş gitmiş yüzlerinden
İnsanı yaşamaya bağlayan bir şey
İnsanı umutlu eden güzel eden
İnsanı insan eden "
Sabahattin Kudret Aksal
Sayfa 17 - Yapı Kredi Yayınları
Saatler insana her zaman güzel şeyleri anımsatmıyor sevgilim. Şimdi de kalkmış kadrandaki sayılardan biri fena fena bakıyor yüzüme. Hangisi olduğunu iyice seçemiyorum ama. İçimin bir tuhaf olduğunu,başımın döndüğünü duyuyorum. Bir gün de,Bir günün bir saatinde öleceksiniz..
116 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Daha evvel şiirlerinden tanıdığım Sabahattin Kudret Aksal’ın öykülerini ilk okuyuşumdu. Kitap, Aksal’ın belli bir dönem dergilerde yayımlanan öykülerinin birkaçının derlemesi şeklinde.

İlk öykü olan Yeşilçam tadındaki “Gazoz Ağacı” ‘ndan ziyade, yazarın diğer hikayelerinin- şiirlerini de göz önüne aldığımızda- onu daha çok yansıttığını düşünüyorum. Duru bir teknik kullanıyor olmasına rağmen, yazılarındaki felsefi yanın etkisiyle hikayeler, okuyucuya kendini bir dikişte içirmiyor, yavaş yavaş çiğneterek okutuyor.

Özellikle “Saatler” ve ödüllü hikayesi “Vav’lar” oldukça başarılı. Öykü severler için farklı bir tat olacağı kanısındayım.
116 syf.
·1 günde·8/10
Sabahattin Kudret Aksal'ın okuduğum ikinci kitabı ve şiir kitabından bambaşka bir şekilde karşıma çıktı diyebilirim. Bu beni şaşırttı ve sevindirdi çünkü kitabın içindeki hikayeler özgün ve farklı hissettiriyor.
Kitap içerisinde altı hikayeyi barındırıyor. Hatta bir hikayesi(hangisi olduğunu söylemeyeceğim) Eğitim ve Sosyal Yardım Vakfı Bilim ve Sanat Ödülleri'nde öykü dalında birinciliğe layık görülmüş. Okuduğunuz zaman gerçekten de farklı bir hikaye olduğunu görüyorsunuz.
Yazar bu kitabında bazı cümleleriyle beni yine alıp başka alemlere sürükledi diyebilirim. Okumanızı tavsiye ediyorum.
347 syf.
·5 günde·7/10
Kitapta en çok dikkatimi çeken nokta çok fazla virgül kullanılması oldu. Yani, çoğunlukla uzun cümlelerden oluşan tanımlamalar, betimlemeler vardı. Benim "tahmin oyunu" diye adlandırdığım; ne zaman yalnız kalsam kendi kendime oynadığım bir oyunu oynuyor yazar da sürekli olarak. Öyküler çoğunlukla kesin olaylara değil, tahminlere dayalı. Yüksek bir binadan yoldan geçen insanları incelediğinizi düşünün; her biri hakkında ne yaşadığına dair fikirler üretiyorsunuz; yanındaki insan kimdir, nereden gelip nereye gidiyor gibi. Ve neden mutlu olduğu, özellikle de bu konu hakkında tahminler yürütmekten hoşlanıyorsanız kitabı seveceğinize eminim. Zira en çok vurgulanan konu da buydu; insan ne kadar farklı koşullarda da en sıradan durumlarda da mutluluğu içinde duyabilir.
347 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10
Benim uzun zamandır okumak istediğim, okurken büyük zevk aldığım, Sait Faik severlerin de severek okuyacaklarını düşündüğüm güzel bir eser.
Hikayeler genel olarak 1940 ve 1950'li yılların İstanbul'undaki insanların sosyal hayatlarından izler taşıyor. Kahramanların hemen her öyküde sık sık uğrak verdiği; oturdukları mahallelerde, Fatih dolaylarında ya da Beyoğlu'nda bulunan kahvehanelere rastlamak mümkün. Hatta hikayelerin önemli bir kısmı buralarda geçiyor diyebilirim. Ayrıca eser İstanbul'un eski silueti hakkında da bilgiler veriyor..
Ben eseri genel olarak beğenerek okudum; yalnızca eserin beklediğimden uzun olması ve yazarın tüm öykülerinin tek kitapta toplanmış olması nedeniyle arka arkaya bu kadar hikayeyi okumak beni biraz sıktı açıkçası. Ama her şeye rağmen tavsiye edebileceğim güzel bir eser.
347 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Avare insanların anlık yaşamları, aile içindeki sarsıntılar, yakınların ölümü, ihaneti, çocukluğunda ve ilerleyen yaşamında gözlemlediği olaylar hikayelerinin konusunu oluşturuyor.
347 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Gazoz ağacı okuduğumda hem tebessum ettiğim hemde düşünmeye sevk olduğum bir kitap bir aşk hikayesi kitabın başında yer alıyor tabiki kitaba isimde burdan naks ediliyor
103 syf.
·4 günde·Beğendi·Puan vermedi
1966'da yazılmıştır. Oyunda kahramanlara isim vermemiştir. Kadın kadınları,erkek erkekleri temsil eder. Kadın ve erkeğin bakış açısıyla evlilik pazarlığı vardır. Garson onlara doğru yolu,mantığı,gelecekte onları bekleyen tehlikeleri gösterir.
347 syf.
·6/10
Öncelikle Yapı Kredi Yayınları'nın bastığı versiyon pek hoşuma gitmedi. "Gazoz Ağacı" ve "Yaralı Hayvan" hikâye kitapları, birkaç öyküyle beraber tek kitapta toplanmış. Daha anlaşılabilir olsun düşüncesiyle eserin dili bozulmuş ve 700 kadar kelime günümüzdeki hâline çevrilmiş (en azından 14.baskısı bu şekilde). Ve bu kelimeler de öyle eski kelimeler değil. Örneğin: "kentin" yerine "şehrin" yazılmış, "nedenini" yerine "sebebini" yazılmış, "kez" yerine "kadar" yapılmış. Çok gereksiz yere cidden. Her neyse.

Kitabın içeriğine geçecek olursak; maalesef, kitaba ismini veren Gazoz Ağacı öyküsü haricinde diğer hikâyeleri pek beğenemedim. Özellikle "Yaralı Hayvan"da geçen hikâyeleri başarısız buldum. Yazar nedense çoğu öyküsünde öyküyü tasarlama evresini de anlatmış hatta bununla yetinmeyip öyküyü anlatmamış bile. Hep bir yarım kalmışlık, hep bir gereksiz karakter ve tasvirlerle çevirli hikâyelerle süslemiş... Beklentimin altında kaldı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Sabahattin Kudret Aksal
Unvan:
Türk Akademisyen, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1920
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1993
İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Akademi öğretim üyeliği, konservatuvar ve opera müdürlüğü yaptı. İlk şiiri 1938'de Varlık dergisinde, ilk öyküsü 1940'ta Küllük dergisinde çıktı. İlk oyunu Evin Üstündeki Bulut 1948'de oynandı. Aksal, şiirlerinde başlangıçta Garip akımının etkisinde, gündelik yaşamın bireysel sevinç ve umutlarını dile getirdi; 1960'tan sonra, bir ölçüde gizemci, insanın, evrenin ve zamanın sorgulandığı, genellikle ölçülü ve uyaklı şiirler yazdı. Öykü ve oyunlarında ise psikolojik öğeleri ve biçim arayışlarını öne çıkardı; "küçük insan"ların yaşamlarını, aile bireyleri arasındaki çatışmaları konu edindi. Şiirleriyle 1980 Yeditepe ve 1990 Sedat Simavi ödüllerini, öyküleriyle 1955 Sait Faik, 1957 TDK ve 1985 ENKA ödüllerini, oyunlarıyla da 1965-66 Ankara Sanatsevenler Derneği ödülü ile 1980 ve 1987 Avni Dilligil ödüllerini kazandı. 1990'da Kültür Bakanlığı Tiyatro Onur Ödülü'ne, 1992'de Edebiyatçılar Derneği Onur Ödülü'ne değer görüldü.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 470 okur okudu.
  • 34 okur okuyor.
  • 283 okur okuyacak.
  • 23 okur yarım bıraktı.