Sevgili Dost,
Keramet kavukta olmadığı gibi yuzuklerde de değildi. Ne kavuğu başına geçiren okuyabilir, ne yüzüğü parmağına geçiren mutlu olabilirdi. Bunlar öyle halkalardır ki , kimi zaman Çemberlitaş'ın demir halklarından daha sıkı kavrardı parmakları, kimi zaman alevli sirk çemberleri gibi aslanlar geçerdi içlerinden, kimi zaman çocuklara çember olurdu.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Çanakçı çanakçıyı gıpta eder, dülger dülgere, dilenci dilenciyi kıskanır, şair şairi." Yapma be Hesiodos. Oldu mu şimdi! Nasıl yok edeceğiz, bizi yok etmeden hasedi?
Sevgili Dost,
Solmayan heyecanı nerede aramalıyız? Yalnız bağırarak değil, kısık bir sesle bile duyabileceğimiz heyecanı. Kulağıma öyle bir kelime fısıldamalısın ki, o kelime önce bnei, sonra bütün yeryüzünü aydınlatsın. Aydınlatsın ki, havai fişekler yerini güneşe bıraksın.