Gardner, 1983'te yazdığı Zihnin Çerçeveleri adlı kitabında, kültürlerin ve bilim adamlarının zekâyı çok kısıtlı olarak ele aldıklarını, zekanın bir veya birkaç faktörden çok daha fazlasını içerdiğini ve her insanda 8 farklı zekânın bulunduğu ileri sürdü. Gardner, insanların farklı şekilde sahip oldukları yetenekleri ve potansiyelleri "zekâ alanları" olarak tanımladı ve ortaya 8 çesit zekâ türü çıkardı. Her insanda farklı zihin gücü bulunduğunu belirterek bir alanda az zeki olarak nitelendirilen bir kişinin diğer bir alanda oldukça zeki olarak tanımlanabileceğini belirtti. IQ testlerinin görevi insanları zeki ve zeki olmayan olarak ayırmakken, Garner'in Çoklu Zekâ Envanteri insanların hangi alanlarda zeki olduğunu ortaya çıkarmaya çalıştı.
1980 yıllarında Howard Gardner Çoklu Zekâ Kuramı'nı ortaya atarak eğitim alanında tüm dünyada bir devrim yaptı. Çünkü Gardner IQ testlerinin yetersizliğini görmüştü. Örneğin Mozart, bilinen IQ testlerinde çok yüksek puan almayabilirdi ama Mozart 'ın sahip olduğu müzik zekası oldukça üst düzeydeydi. IQ sonucuna bakarak Mozart'ı değerlendirmek hata olacaktı. Aynı şekilde IQ testlerinde dahi IQ'ya sahip birçok kimse kişisel, mesleki yaşamlarında başarısızdı. Bu durum IQ testlerinin yetersizliğini gösteriyordu.
Aktif hücre sayısının artması ile insanın zekâ düzeyi de otomatik olarak artacaktır. Zeki nesiller yetiştirmek, aktif beyin hücresi fazla olan bireyler yetiştirmekle mümkündür.