"Sen küçükken bir gün sahilde yürüyordun, ağzını kocaman açmış gülümserken dalgınlıkla yolunu şaşırmış minik bir yağmur bulutunu yuttun, o günden beri yolunu şaşırmış yağmur bulutları gibi gözlerin hep ağlamaklı bakıyor."
Bu dünyada değiştirebileceğimiz ve değiştiremeyeceğimiz şeyler vardı.
Ve en acıklısı şu ki: Ben ikisini hep birbirine karıştırıyordum.
Gitmek o kadar da kolay değildi.
Eski benliğim beni öyle bir hale sokmuştu ki, hayatımın her ânını bitimsiz, iç kavgalarıyla geçiriyor ve çatışmaların ağırlığını ölümcül bir yorgunlukla sırtımda taşıyordum. Kurtulabilirdim.
Yeniden yalnız kalınca, dinlenmekle geçmeyecek bir ruh yorgunluğu çöktü üstüme; hiçbir şeye inanacak, umut edecek gücüm kalmamıştı. Uyumsuzun biriydim ve hayat yetişmeye çalıştığım her vagondan beni dışarı atıyordu. Kollarımdaki derman tükendiğinden tutunmayı da bıraktım, içşmdeki düşmanla boğuşmaktan usanmıştım.