Amerika’yı iyice tanımalıyız. Hâlen onu dost ülke ve barışın koruyucusu olarak görenler de Amerika’yı iyice tanımalıdır.
Evet, Amerika şüphesiz tek bir barışın koruyucudur. O da İsrail’i, her türlü rakip ve direnişe; onu hedef alan gizli ve açık tehlikelere karşı koruyan barıştır.
Yıllar önce Yafa mescidinde namaz kılanları katleden Siyonist terörüdür. Deyr Yasin katliamını yapan da yine bu terördür. Mısır’da Bahru’l-Bakar İlkokulu öğrencilerini vahşice öldüren, Ramazan ayında el-Halîl Camiine saldırıp namaz kılanları katleden, Tünel Katliamıyla Lübnan’daki Kana Katliamı’nı gerçekleştiren ve son olarak el-Halil’de Tarkumiya duvarı yakınlarında masum işçileri öldüren ve masum insanların kanlarının bulaştığı ellerle cinayet üstüne cinayet işleyen yine bu Siyonist terördür.
Bunca katliamı işleyen Siyonist terörün, bizi terörist ilan etmesi ve -Yusuf’u kuyuya atan kardeşleri gibi- kendisine yöneltilen bütün töhmetleri reddetmesi ne kadar da tuhaftır!
İsrail’in tabiatını şekillendiren üçüncü tehlike de yayılmacı hedef ve politikasıdır. İsrail, işgal ettiği topraklarla ve gasp ettiği mallarla yetinmemektedir. O ne işgale doymak bilir be de malları soyup yağmalamaktan bıkar… İsrail bu haliyle “doldun mu” sorusuna “daha yok mu?” şeklinde karşılık veren cehennem gibidir.