“Kimse bilinmezden korkmamalı, çünkü herkes istediği ve ihtiyaç duyduğu şeyi ele geçirebilir.
İster hayatımız, ister ekin tarlalarımız olsun, sahip olduğumuz şeyleri yitirmekten korkarız. Ama hayat hikâyemiz ile dünya tarihinin aynı El tarafından yazılmış olduğunu anladığımız zaman, bunu anlar anlamaz, bu korku uçup gider.”
Ama şimdi önemli bir şey anlıyordu: Bir şeye karar vermek, başlangıçtan başka bir şey değildir. İnsan bir şeye karar verdiği zaman, karar verdiği sırada hiç öngörmediği, düşünde bile aklına gelmeyen bir yöne doğru, şiddetli bir akıntıya kapılıp gidiyordu.
‘Bir başka ülkeye,
bir başka denize giderim,’ dedin,
"bundan daha iyi bir başka şehir
bulunur elbet.
Her çabam kaderin
olumsuz bir yargısıyla karşı
karşıya;
- bir ceset gibi - gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu
çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye
baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum
ömrümün,
boşuna bunca yılı tükettiğim bu
ülkede."
Yeni bir ülke bulamazsın,
başka bir deniz bulamazsın.
Bu şehir arkandan gelecektir.
Sen gene aynı sokaklarda
dolaşacaksın.
Aynı mahallede kocayacaksın;
aynı evlerde kır düşecek
saçlarına.
Dönüp dolaşıp bu şehre
geleceksin sonunda.
Başka bir şey umma -
Bineceğin gemi yok, çıkacağın yol
yok.