O günlerde, yani beraber geçirdiğimz günlerde, henüz hiç duymamıştım, uzun yıllar önce bir Budala Prens'in gözlerinde yaşlarla bir sunağın önünde diz çöküp ikonlara sorduğu şu soruyu:
"KÜÇÜCÜK ÇOCUKLARA HER ŞEYİ NEDEN ANLATMAK GEREK?"
Hakikaten de sevgili Portuga, bana her şeyi çok erken anlattılar.
Hoşça kal!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bu kitabı küçükken okumadım. Küçükken kitap okumayı seven bi çocuk da değildim zaten. Ama keşke diyorum keşke çocukken okusaymışım çünkü kitap içime öyle dokunuşlar yaptı ki kim bilir çocukken okusaydım Zezé ile nasıl bi bağ kurardım. Belki de yalnız kaldığımda, korktuğumda, sevindiğimde en çok da beni koşulsuz dinleyip yargılamayan bi dosta ihtiyacım olduğunda benim hayali arkadaşım olacaktı ve ben büyüyene kadar yanımda kalacaktı. Daha sonra ben de büyüdüğümde onu gökyüzüne uğurlayacaktım ki başka çocukların da büyüme sancısında dostu olsun...
Sen çok güzel kalpli bi çocuksun Zezékim ne derse desin ya da sen kendini ne kadar acımasızca yargılarsan yarıgıla hiçbi şey senin şefkat dolu hassas bi kalbin olduğu gerçeğini değiştirmeyecek. Kendine iyi bak...
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,4bin okunma
Acı çekmek bayılana dek dayak yemek değildi. Ayaktaki cam kesiğine eczanede dikiş attırmak değil. Asıl acı, kalbi baştan aşağı sancılara boğan, insana sırrını kimselere anlatmadan ölmeyi arzulatan bir şeydi. Kolları, başı hep dermansız bırakan, yastıkta öbür yana dönme isteğini bile söndüren bir şey.