****(spoiler alert)
A-71'i bugün yaklaşık 200 sayfayı bir anda okuyarak bitirdim. Evangelistler, küresel güçler vs. hakkında araştırma yapmama olanak sağladığı için ve gerçek dünyadan oldukça fazla imgeye sahip olduğu için kesinlikle saygı duyduğum kitaplar arasında. Fakat maalesef sevdiklerim arasında değil. Yazarın ilk okuduğum kitabı Akşam Yıldızı'ndan sonra benim için pek anlamlandıramadığım bir kitap oldu. Yani; nereye vardık, hangi sonuca ulaştık, tüm bunlar neye hizmet etti? Evet, oldukça sürükleyici bir kitaptı. Fakat bence Yusuf'un yazılamaması hikayeyi çok derinden ve aniden bozdu. Bu sebepten dolayı Yusuf'un Siyonya'da bir aile kurmasından, onların emellerine hizmet etmesinden sonra kurgu benim açımdan mantığını yitirdi. Tamam; en başında saftın, bilmiyordun, bunlara hizmet ettin. O kadar yaşadığın şey sana ders olmadı mı? Benim için asıl problem Yusuf'un yaptığı hatalar, benim idealime uymayan tavırlarından ziyade kitaptaki rolüyle karakterinin ilişkilendirilememiş olması. Bast-ı zaman ve tayy-ı mekan yalnızca kalbiyle hareket edebilenlerin yapabileceği bir durum. Bunlar kitapta Yusuf'tan önce iki karakterle doğrudan gösteriliyor: Ammar Hoca ve Nasuh Efendi. Bu karakterlerin öğütleri zaten bariz. Fakat en iyi öğrenme ve örnekleme sözle değil gözle olur. Biz bu iki karakteri özellikle dini açıdan oldukça yüksek bir konumda olmalarıyla, yani tabiri caizse mübareklikleriyle görüyoruz. Heva ve heveslerine boyun eğmeyen, nefislerinin arzularına kulak asmayan, yalnızca kalpleriyle var olabilen adamlar. Ki bast-ı zaman ve tayy-ı mekan kavramlarını zaten bildiğimiz ve gerçek dünyada da ulviyetle ilişkili olduğu için bu karakterler okurun kendi dünyasında da bir zemine oturuyor. Hadi kurgu-gerçek ayrımını yapalım, gerçek dünyayı hesaba katmayalım. Yine de