Bu masada başka çocuklarla dip dibe, omuz omuza otururken, küçücük bir eve tıkılmışken, tıklım tıklım dolu bir şehirde yaşarken bile kendinin yalnız hissediyordu. Gerçekten de boşluktan ibaret olduğunun farkındaydı. 
Kitapları severdi. Hem duygularıyla hem de aklıyla severdi onları. Görünüşlerini, kokularını; ellerinde hissettirdiği dokuyu… Dünyada ne varsa, hepsi kitaplarda, diye düşündü. 
Seni bekledim. Bekledim durdum. Hayatımı askıya aldım… Çünkü sen olmadan hiçbir şeyin değişmesi doğru gelmiyordu bana. Mevsimlerin bile. Sonbahar ve ilkbahardan nefret ediyorum şimdi.