Bu masada başka çocuklarla dip dibe, omuz omuza otururken, küçücük bir eve tıkılmışken, tıklım tıklım dolu bir şehirde yaşarken bile kendinin yalnız hissediyordu. Gerçekten de boşluktan ibaret olduğunun farkındaydı. 
Kitapları severdi. Hem duygularıyla hem de aklıyla severdi onları. Görünüşlerini, kokularını; ellerinde hissettirdiği dokuyu… Dünyada ne varsa, hepsi kitaplarda, diye düşündü.