Biraz Duygu Yazın Lütfen
7/10
·672 syf.··
2026 26. kitabı
·
23 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:38
Ben bu incelemeye ne yazacağımı bilmiyorum tek bildiğim bu kitabın hatta serinin beni ağır bir reading slump'a sokması.O kadar ki günlerce okumadığım falan da oldu bu kitabı.Serinin içindeki en kötü yani en sıkıcı kitaptı.Bir yerden sonra paragraf atlamaya başladım bitsin diye.Ve sonunda bitirdim! Final kitabı olarak çok da mükemmel bir kitap değildi.İyi bile değildi.Yazım dili yerlerde ve duygu hiç yok.Kitap ile ilgili tek beğendiğim şey farklı karakterlerin bakış açısını okumamız oldu.O da bir yerden sonra baydı yani. Bakın kitabın konusu kötü demiyorum sadece yazım dili çok basitti. Distopya okumaya yeni başladıysanız gözüm kapalı öneririm ancak benim gibi distopya bağımlısıysanız pek de ihtiyacınız olabilecek bir seri değil.Çok merak ediyorsanız da tek kitabını alın benim gibi tüm seriyi okumayın. Fark ettim ki yazım dili derin olmayan kitapları sevemiyorum,bu da o kitaplardan biri.Bazı alıntılar çok güzel ama sarmadı ya.Tabi bundan bir iki sene önce okusam favori serim olabilirdi ama büyüyoruz. Kitapta yine en sevdiğim karakter Julian ama bu sefer listeye iki kişi daha eklendi.Jon ve Maven.Jon kâhin ve çok güzel konuşuyor.Maven zaten benim küçük çocuğum.Yaşadığı hiçbir şeyi hak etmedi bence.Düzelebilirdi biri onu düzeltebilirdi ama hayat bazen de böyle işte,kendimiz düzelmeliyiz başkasını beklemektense. Cal'i 4 kitaptır sevemedim bir sevecek gibi oluyorum bor şey oluyor.O yüzden listemde yok.Ya aslında ben bu serideki tüm karakterleri çok severdim ama duygu betimlemesi yok.Bakın yer,mekan,kişi olmasın duygu olsun ya.Duygusuz olmuyor hiçbir kitap.Makale mi bunlar?Geleceğin yazarları size sesleniyorum.LÜTFEN DUYGU YAZIN.Bu duygu her şey olur hiç önemli değil.Put gibi karakter okumaktan bıktım ya. Bir daha bu kadını okumam sanırım yani duygu betimlemesi
Savaş FırtınasıVictoria Aveyard · Pegasus Yayınları · 2018756 okunma
10/10
·724 syf.··
2026 44. kitabı
·
156 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 15:32
Tutunamayanlar’ı ikinci kez bitirdim. İlk okuyuşumun üzerinden yıllar geçti. O zamanlar yirmili yaşlarımın başındaydım. Şimdi ise otuz yaşıma yaklaşırken tekrar okudum. Ve dürüst olmak gerekirse aynı kitabı okumadım. Çünkü kitabın kendisi aynı kalsa da onu okuyan kişi aynı değildi. İlk okuduğumda zorlanmıştım. Karmaşık gelmişti. Uzun cümleler, bitmek bilmeyen düşünceler, kimin konuştuğu belli olmayan bölümler… Daha çok kitabın yapısıyla uğraşmıştım. Bu kez yapıya değil insanlara takıldım. Daha doğrusu Selim’e. Selim Işık hakkında ne hissettiğimi hâlâ tam olarak açıklayamıyorum. Çünkü bir noktada onu anladım, bir noktada ona kızdım. Bazen ona sarılmak istedim, bazen de omuzlarından tutup sarsmak. Ağzının üstüne bir tane çarpıp ne yapıyorsun sen diye bağırmak. Bazı bölümlerde onun acısını hissettim, bazı bölümlerde kendine ve çevresindekilere yaptığı haksızlıklara öfkelendim. Kabul ediyorum birazcık toksik bir karakter selim. Ama onu bu kadar gerçek yapan şey de bu bence. Çünkü Selim sadece anlaşılmamış bir insan değil. Aynı zamanda anlaşılmayı zorlaştıran biri. Sadece toplumun dışına itilmiş biri değil; bazen kendi kendini de dışarıda bırakan biri. İnsanları eleştiriyor ama kendisine de hiç merhamet göstermiyor. Kendine karşı öylesine acımasız ki bir süre sonra insan onun bu haline üzülmekle kızmak arasında gidip geliyor. Üzülsem mi kızsam mı şaşırdım. Kitap boyunca birçok kez Haklısın Selim dedim.Bir o kadar da Ama bunu kendine sen yapıyorsun. Hakediyorsun dedim. Belki de bu yüzden sadece Selim’i sevdim demek doğru olmaz. Onu sevmek bir yana daha çok hissettim. Sanki gerçek hayatımda var olan bir tanıdığım bir arkadaşım gibiydi. O yüzden Selim’i kaybetmenin hüznü bu kadar ağır çöktü üstüme.. Romanın merkezinde Selim var gibi görünse de aslında benim için kitabın asıl
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Elveda Osman
8/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 22:34
Belki saatler içerisinde bitirilecek kitabı 15 günde bitirdim var bi sebebi . Kitabı okumama sebep olan ve tarafıma gönderen Sena hocaya şükranlarımı sunuyorum. (Bu öyküler, Mart 2017-Nisan 2022 tarihleri arasında Kafa dergisinde aralıklarla yayımlanmış olup, hepsi gözden geçirilmiştir. “Düelloya Müelloya Gitmiyorum Osman” bu kitap için özel olarak yazılmıştır. Çizimlerin tamamı yine bu kitap için Aylin Balboa tarafından yapılmıştır.)[kitaptan alıntı] Eser;yazarın kendine özgü duygusal diliyle örülmüş öykülerden oluşan bir derleme. Gündelik hayatın sıradan görünen anlarını derin bir içsel yankıyla anlatıyor; kimi zaman ironik, kimi zaman hüzünlü ama her zaman içten, dili sade ama yoğun. Her cümle, bir iç sesin yankısı gibi. Mizahı da duygusallığı da barındırır. Eser aşağıda yer alan konu başlıklarından müteşekkildir. En çok alıntı eklediğim eser. Ayrılmalıyız Osman. Barışalım mı Osman? Senin canın sağ olsun Osman Ben turada tekliyorum Osman Hiç bilmiyorum Osman Ben artık istemiyorum Osman Yuvarlanıp gidiyorum Osman Yeni bir yıla daha, yine seninle başlamak istemezdim Osman Senden ayrılmaktan bıktım Osman Daha ne olsun Osman! Düelloya müelloya gitmiyorum Osman Aman ne bileyim Osman Bizden büyük hayat var Osman Ateş kala sıcak, fazla uzaklaşmış olamam Osman Oturdum, geçmesini bekliyorum Osman Gülelim gitsin Osman Biz biliyoruz da mı yaşıyoruz Osman? Tadilattayız Osman İyi ki doğdum be Osman! Astalavista Osman Tüm Osman'lara Selam Olsun.
1000Kitap
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,6bin okunma
2/10
·256 syf.··
2026 42. kitabı
Kitap bildiğin "The Bond That Tie" serisinin çakması. Yazar o seriyi okuyunca bende yazayım ama benimkinden ejderhalar olsun bir de yanına bdsm serpiştireyim demiş. Kişilerin bir karakteri yok. Önceki gün soğuk olan bir anda aksi yöne dönüyor. Olaylar düzgünce olmuyor. Hele duygular asla yok. 2 günde adamların söylediği her şeye tamam diyor, onların evine gidiyor. Bunları da "içimdeki ses" diyerek savunuyor. Çok saçmaydı harbiden başta dediğim serisinin çakması. Ama en azından o seride kız direkt erkeklerin kucağına atlamıyordu ve duygular güzeldi. Üstüne ben artık kadin karakterin ya hiç ya da az ilişkileri olmuşken erkeklerin her türlü boku yemiş olma olayından bıktım. Yetmezmiş gibi kızın yaşı 19 en büyük erkek karakter ise 32 yaşında. Yani deneyim farkı o kadar fazla ki insan rahatsız oluyor. Çok merak ettiyseniz The bond that tie serisini okuyun pek fark yok zaten, en iyisi orjinali okuyun.
Korların AlacakaranlığıTessa Hale · Nox Yayınları · 202691 okunma
8/10
·352 syf.··
2026 35. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 29 Mayıs 2026 08:49
Evlilik Dersi kitabının yorumu ile geldim.Okumam uzun sürdü ancak tatil dönemine denk geldiği için ,yoksa kitabı çok sevdim. Konusu kısaca,Marianne kardeşleriyle taşrada yaşayan bir leydi.Londra’ya evlilik sezonu için geliyorlar.Leydi Marianne’nin niyeti evlenmek değil kitaplarda okudukları gibi maceralar deneyimlenmek istiyor. Londra’da Roxborough Dükü onlara refakat ediyor.Marianne maceralar deneyimlerken Thomas ile yaşadıklarını okuyoruz. Yazarın okuduğum ilk kitabıydı ,birkaç tane daha kitabı var bende ,kesinlikle şans vereceğim.Dili çok akıcıydı,karakterleri de sevdim.Diyalogları ve aralarındaki çekim de çok iyidi.Şunu fark ettim eski dönem çıkan kitapların çeviriler ne kadar da güzelmiş.Çevirisi çok iyiydi gerçekten ,kendi dilimde okuyormuş gibiydim.Hangi ara sektör bu kadar kötüleşti bilmiyorum.Eskiden çevirmenler de yayınevleri de daha hassasmış gerçekten.İnşallah eski hallerine tez vakit dönerler.Türkçe okuduğum halde anlamadım cümleler okumaktan bıktım artık.
Evlilik DersiVictoria Alexander · Pegasus · 201978 okunma
SMUTTAN BIKTIM
7/10
·544 syf.··
2026 12. kitabı
Bu kadar yüksek potansiyelli bir kitabın böyle harcanması beni şoke etti. Üstelik sadece ve sadece smut yüzünden harcanmış bir potansiyel. 500 sayfanın 200ünde falan smut sahne vardı. Sence gerçekten gerek var mıydı sevgili yazar? Üstelik bu bir romantik komedi değil. Bu bir romantik dram kitabı. Oğlanın annesi küçükken terk etmiş, babası sürekli dövüyormuş, en yakın arkadaşı kazada ölüyor, bundan kendini suçluyor. Kız desen lisede zorbalık yaşamış, sevdiği adam güvenini kırmış, annesi ölmüş. İki tarafın da travmaları var. Tam bir travma işlenecek 20 sayfa smut konulmuş travma güme gitmiş. Tam heh bu sefer derinleşecek diyorsun yine 50 sayfa smut. Üstelik kitabın ana gerilimi bile tam işlenememiş yazarın smut sevdası yüzünden. Kadın karakter tam trip atacak erkek açıklayıp özür dileyecek diyoruz smut sahnesi oluyor 40 sayfa sonra herhalde bunu izlemeyecek diyoruz seviştikten sonra mesele tekrar başlıyor. Hah bu sefer konuşulacak diyoruz smut. Dalga mı geçiyorsun sen ya? Kopyala yapıştır şekilde 20 sayfadan bir smut koymaya utanmıyor musunuz? Aynı eylem ne kadar farklı yazılabilir? İlk defa gibi hikayeye bir şey katacak kısımlarda okey ama her sahne o kadar aynı ki birbiriyle bunu neden sürekli detaylı okuyoruz. Karakterin sürekli yemek yemesi ayrıntılı anlatılmıyorsa 800 kere seks yapması da anlatılmasın her seferinde kurban olayım ya. Neyse yine de 7nin altı veremedim. Çünkü potansiyel gördüm ve akıp gitti
Çalıntı SözlerAshley Jade · Pukka Yayınları · 2023342 okunma