Tubarsln

Can sıkıcı, can sıkıcı...
"İnsanlığı Yeniden Yapılandırma Projesi"nin ilk temel taşları. Bir sonraki adım ise baba otoritesinden başlayarak otoriteyi temsil eden her türlü kurumun önce sorgulanması ve sonra da dağıtılması, yani "anti-otoriter" veya başsız, yönetimsiz, serseri bir toplum yaratma girişimi. Bu aslında içi boş, uyduruk ama yaldızlanarak yayılan fikirlerin ilk uygulama alanı ise "terbiye ve eğitim sistemi" ve sonuç yukarıdaki bölümlerde açıkladı ğımız gibi gençliğin bugünkü håli. Baba otoritesi ve otoriteyi temsil eden kurumlar, özellikle en büyük direnci gösteren Katolik Kilisesi ve uzantıları tahrip edildikten sonra hedef alınan alan, kadınlık ve annelik. "Erkek (gibi) kadın" yaratma projesi öyle başarılı ki, 1973 ila 1992 arasında, yani 19 senede gerçekleşen %80 erkekleşmeye rağmen, olup bitenin esas amacı ve toplumda nasıl bir derin yara açıldığı üzerine hiçbir fikrimiz yok. Benim görüşüme göre projenin en etkili bir şekilde kamufle edilmiş, her şey gözler önünde olmasına rağmen, fark edilmeyen yönü bu. Evlilik yaşının 30'lara yükselmiş olması, çocuk sahibi olmak yerine kedi-köpek beslemek artık hayatın bir parçası olarak kabul ediliyor.
Sayfa 222·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Sübhanallah
Nitekim şu hadis-i şerîfte kulların tevbe ve istiğfârı karşısında Allah Teâlâ'nın rızası ve memnûniyeti ne güzel dile getirilmiştir: "Herhangi birinizin tevbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ'nın duyduğu hoşnutluk, ıssız çölde giderken üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte devesini elinden kaçıran, arayıp taramaları netice vermeyince deveyi bulma ümidini büsbütün kaybederek bir ağacın gölgesine uzanıp yatan, derken yanına devesinin geldiğini görerek yularına yapışan ve aşırı sevincinden ne söylediğinin farkında olmayarak şaşkınlıkla -Allah'ım! Sen benim kulumsun; ben de Sen'in Rabbinim.» diyen kimsenin sevincinden çok daha fazladır." (Müslim, Tevbe, 7; Tirmizi, Kıyamet,
Rasûl-i Ekrem aleyhisselam şöyle buyurmuşlardır: "İleride öyle fitneler olacak ki, o vakitte oturan kimse ayakta durandan, ayakta duran yürüyenden, yürüyen koşandan daha hayırlı olacaktır."
Nefsin lâyıkıyla tezkiye edilebilmesi için; sohbet, riyâzât, mücâhede ve zikir gibi mânevî terbiye metotlarına ihtiyaç vardır. İman cevherinin merkezi kalp olduğu gibi, zikir cevherinin merkezi de yine kalptir. Zikir, dilden kalbe indiği zaman hakîkî kulluk başlar; nefs engelini aşma yoluna girilmiş olur. Zikre devam neticesinde zikrin hakîkati, zākirin bü tün ahväline hâkim olur. Kalpte, Cenâb-ı Hak'tan başka her şey silinir. Kul, Rabbi ile beraber olur. İhsân duygusuna kavuşur. Kulluk ve ibadete, Rabbini görür gibi devam eder...
Sayfa 116·Kitabı okudu
Allah'ım...
Merhûm Necip Fazıl, bu kalbî hakikati bir yakarış hâlinde ne güzel ifade eder: Bende sıklet, Sen'de letâfet... Allah'ım, affet! Latif'ten af bekler kesâfet... Allah'ım, affet! Etten ve kemikten kıyafet... Allah'ım, affet!