kupa papazının kalbi bile kırık bugünlerde,
herkeste farklı bir telaş, herkeste laedri bir yâr'a.
sırtını doğan güneşe, yüzünü hüznüme dönen
daha konuşmadan içimi onlarca acıyla örten duvarlar şahit.
ne zaman gözlerim tavandaki o derin boşluğa dalsa
gözlerimin dört bir yanı denizlerle çevrilir, boğulurum.
ne zaman kendimden nefret etsem,
ne zaman tanrıya elimi açıp, iki çift laf etsem
elindeki elma şekerini fakir çocukların önünde şapırdatarak götüren veletler gelir aklıma
çünkü o an fakirleşir bedenim,
bileklerimin o alaycı tebessümleri ve elinde kan'şekeri fayans üzerinde şıpırdayan halüsinasyon vardır.
dikenleri protez güller gördüm ben
tutmasını bilene batmadıkları için kırıldı hepsi
gülün yüzündeki hüznü süzdü güz gülüşlü sözüm.
kıyafetsiz çırılçıplak kelimeler gördüm ben
hepsi bir bir dudaklardan intihar eder haldeydi
son sözlere müteakip gömülen aşklar gördüm ben
iyi bilirdik dendi hepsine, çünkü hepsine kelimeler kifayetsizdi.
cam kenarından bir hayat yolculuğuydu yaşamak artık
bir yanağımız buğulanmış bir hicrandı, cama yaslanmış
diğeri ise; umut süsü verilmiş, kabuklaşmış bir yara.
yıllarca hayallerimizin gönderinde dalgalanan aşklarımız
bugünlerde yalnızlıklar tarafından indirilmiş durumda