"TAM DA YARA YERİNDEN GÜLÜMSERSİN HAYATA"
“Çocukluğun dokunduğu zamanlardan başlayıp, farklı hayatlara kapı aralayan yazarın incelikle işlediği öykülerinde; bazen bir çocuk sesi dalga sesine, bazen bir gülüş derin bir iç çekişe eşlik ediyor. Çiçek kokuları yalın korkulara, rüzgârın fısıltısı günün ilk ışıklarına karışıyor. Bir ikindi serinliğinde uzak anlardan, anılardan gelir gibi kendi renginde kelimelerle soluklanıyor her bir öykü kahramanı. Gitmekle kalmak arasında suskun yolculuklara çıkıyor okur. Yalnızlığı yerinden oynatan düşler kuruyor.”
İnişli çıkışlı yaşam yolculuğumuzda her birimizin yalnızlığımızla, kavgalarımızla, isyanlarımızlar baş etme yöntemi farklıdır.
Kimimiz hayaller kurarak belki bir cam kenarında umuda sarılırız, kimimiz o hayali bir tuvalin karşısına oturur resmederiz, kimimiz nefesimiz kesilinceye kadar bağırır, haykırırız duyulmayacağını bildiğimiz halde. Sokak sokak dolaşır bir fotoğraf karesine sığdırırız çoğu zaman. Bazen de yalnızca bir kalem bir kağıt yeter. Kelimelerin ardındaki o gizem, cümlelerdeki efsun dökülünce içimizden geldiği gibi kağıda bambaşka bir dünyada hissederiz kendimizi. Yazma eyleminin o efsanevi gücü alır götürür bizi uzaklara... Öyküler bizi farklı zaman mekan ve kişilere götüren her türlü duyguyu içinde barındıran düşündüren sorgulatan yaşatan bir zaman makinesi gibi. Yirmi iki öyküden oluşan kitabında yazarımız, yirmi iki farklı kapı, yirmi bir farklı pencere açıyor bize.
Bir kitap adının hakkını verebilir mi? Tam da Yara Yerinden Gülümsersin Hayata adını duyduğumuzda, içimizde bir şeylerin kıpırdadığını hissetmiyor musunuz? Bu isim, hayatla sessizce yapılmış bir barış anlaşması gibi. Acının tam ortasında, en kırılgan noktadan, hayata gülümsemeyi seçmek…
Yazarın bu öyküleri bir araya getirirkenki ana teması,