Yok saydığımız, derinlere gömdüğümüz ne varsa mutlaka er ya da geç gün yüzüne çıkmak istermiş. Bunun için üzerini örttüğümüz kalın örtüleri çürütüp kendini gölgeler halinde belli etmeye başlarmış. Gölge oyunundaki perdede izlediğimiz suretler gibi.
Eğer sen dünyada isen vaktin dünyadır, eğer ahirette isen vaktin ahirettir. Korkuyorsan vaktin korku, huzursuzsan vaktin huzursuzluktur. Zamanın hakikatine er, vaktin hükmünün altından kurtul. Hatta zamanı kendi hükmün altına al. Sen hem sorusun hem cevap. Hem bedenin var hem ruhun. Ruhunu bedeninden dışarı çıkar. İç özgürlüğüne kavuş. Bakışlarını kendi yüreğine çevirebilirsen aydınlanırsın. Dışta her şey çatışıyor. Ancak içerde bir uyum içinde birleşebilirsin. Dışarıya bakıyorsun bu yüzden düş görüyorsun. Sen uyanık ol bunun için içe bak.
Kitabın bana gelmesi sırasındaki güzel tesadüflerden ötürü kitabı ayrı bir zevkle okudum ve çok beğendim. Yavaş yavaş okumaya gayret ettim bitmesin diye. Şu sıralar okuduğum, olayın akışına kaptırdığım sayılı kitaplar arasında.
Hani bazı olaylar vardır okursun bi tat alamazsın sıradan gelir. Aynı olayı bir başkası anlatır tadı damağında kalır ya işte ben bu kitapta onu yaşadım. Benim için yaşananlar sıradan değildi Hanne’nin yaşadıklarından oldukça etkilendim ama birçok kişi için sıradan bi olay örgüsü gibi görünüp okumak istemezlerse diye diyorum okumaya başlayın emin olun su gibi akıp gidecek.
Hanne’nin içinde aşamadığı, kendini gerçekleştirme duygusunu sadece ben yaşamadığımı görünce mutlu oldum. Manevi olarak aynı yolda olduğumuzu görünce daha çok mutlu oldum. Demek ki doğru yoldayız Hanne.
Kitabın son sayfasını okurken içimde bir huzur vardı. Bunun için ayrı teşekkür ediyorum.
Kaderin rüzgarına bırakıp, anda kalmalı en doğrusu bu Hanne, ne geçmiş ne gelecek iyi ki bıraktın elindeki o aynayı..