"Gelecek," diyordu. "Beklerim, bekliyorum," diyordu. "Ben şu gözlerimi yummadan, üstümü kara topraklar örtmeden gelecek. Doru atlara binip, hem de Kızılcagedikten görünecek," diyordu. "Beklerim, Yusufu kuyudan çıkaran Mevla bir gün olur bize bakmaz mı dersin! Bir gün olup bizim üstümüze de bir gün doğmaz mi dersin?"
Sonra gölgeler büyüdü. Gölgeler geldi gitti. Güneş parladı. Musa’nın çorapsız ayağının üstünden, şalvarla ayakkabı arası, kırışmış, yırtılmış, kan kurumuş, çırılçıplak...