Önüne gelen insanı, dostu düşmanı, ağacı, böceği, arıyı öpmek istiyordu. Bütün dünyayı öpse doymayacaktı. Yıllar yılı coşkun, sıcacık sevgisini içine tepmiş, çıkaramamıştı. Şimdi içindeki sevgi bendini yıkmış taşıp gidiyordu. Onu görenler, onun elini tutanlar ılık ılık bir sevginin onun elinden ellerine, gözlerinden gözlerine aktığını duyuyorlardı. Duyuyor, bir sevgi havasında rahatlıyorlardı.
Düş gören bir insan düşünde bir şey yapmak ister, hareket eder, tepki gösterir, konuşur; ama gene de eninde sonunda etkisi altına alamayacağı bir hikayenin seyrine boyun eğer.
İkindiüstüydü, kasaba bir toz bulutu altında kalmış, dağlara doğru sarımtırak bir toz esiyordu.
Kırmızı, tozlu nar çiçeklerine çokuşmuş arılar... Bir yaşlı nar ağacının bedenine sıvanmış üst daldaki iri bir kelebek ölüsüne doğru çekilen binlerce sarıca karınca...
Çok sıcak vardı.