''her şeye, bu kısa beraber hayatın öğrettiği bütün güçlüklere rağmen onu adamakıllı seviyordu. herhangi bir sebebin kendini ondan ayırabileceğini tasavvur etmek bile elinde değildi. kendi kendine: bu çocuğun tahammül edilemeyecek hiçbir fenalığı olamaz. ben onun her yaptığını hoş görebilirim diyordu.''
''-acaba ben kendim mi tuhaf bir insanım? belki beni de etrafımdakiler manasız bulurlar... hatta sıkıcı.. ama ömer böyle bulmuyor... ya günün birinde o da benden sıkılmaya başlarsa?eyvah!
.
.
ömer ise macide'den sıkılmak şöyle dursun, diğer taraflarda bunaldıkça ona gidip derdini dökmeyi, ona yanaklarını okşatmayı düşünerek kuvvet bulmaya, birçok şeye tahammüle çalışıyordu.''