yeşim polat

yeşim polat
@binchy
Bir yanda ölçülü ve araştırmacı, toprak ürünleri ve sebzeyi tercih eden Güney halkları, diger yanda ise vahşi ve etobur Kuzeyliler... Tabi bunlar aslında toplumsal olarak değerlendirilmediklerinde son derecede inanılmaz görünen stereotiplerdir. Ve bunlar "Kuzey" ya da "Güney" gibi coğrafi bölünmelerden çok, daha soyut imgelerle ulusları ve ulkeleri tanımlamaktadır.
Sayfa 144
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
... erkek ay güneşte peydahladığı kendinin babasıdır. Güneşin yaratıcı ateşi ile rahim ve âdet kanının yaratıcı ateşi aynıdır. Aynı şekilde, kurban sunağının ateşi de bunların eşdeğeridir. #josephcampbell
Yunanlilar gibi Romalılar da doğanın vahşi, yabani haline itibar etmezler ve ekili olmayan topraklar, gerek Yunanlı gerekse Romalı aydınların değer sisteminde pek yer tutmazdı. Orman denilince akla marjinallik ve dışlanma gelmekteydi ve buralardan yalnızca avci gibi marjinal ve dışlanmış insanlar yiyecek temin etmeye calışmaktaydı.
Etin yiyecekler arasında birinci yeri alması özellikle yönetici sınıfın üyeleri için büyük öneme sahipti. Bu sınıfın gözünde et bir güç simgesi, canlılık, fiziksel enerji ve savaşma yeteneği gibi gücün gerekçesini oluşturan unsurları saglamada bir vasıtaydı. Öte yandan et yiyememe yoksulluğun, bazen isteyerek bazen de tesadüfen güçlüler topluluğunun kenarına itilip marjinalleşmenin bir işaretiydi.
Bir Akdeniz ortamında doğup gelişen Hristiyanlık, Akdeniz uygarlığının maddi ve ideolojik temelini oluşturan ürünlerini kolaylıkla beslenme simgeleri ve ibadet araçlarina dönüştürdü. Ekmek ve şarap mucizenin simgeleri olarak kutsal yiyecekler haline gelirken, zeytinyağı da kiliselerdeki ibadetlerde kullanılan bir madde (kandillerin yakılması ) haline gelmiştir.